Cilt Bakım ve Makyaj Ürünleri Hangi Sıralamada Uygulanmalıdır?

-malıdır ayrı yazılmıyordu değil mi?:) Hem -misin -musunu, -deyi -dayı bitişik yazan o kadar insan varken arada bir neden ben de bazı kelimeleri yanlış yazmayayım ki?:)

İmla hataları bir yana krem- fondöten, kapatıcı vs uygulaması bir yana. Bir çok insanın nemlendiriciden bile haberi yok iken, birazdan aşağıda sıralayacağım bunca ürünün kullanımından bahsetmek birazcık absürd olabilir ama n’apalım?

Şimdi…Sabah yüzünüzü yıkadınız, toniklediniz (toniklediniz di mi?) sonra cilt bakım serumu, sonra göz kremi sonra nemlendirici. (Nemlendiricinizin üzerinde “göz çevrenize uygulamayınız” yazmadığı sürece göz kremini pas da geçebilir, nemlendiricinizi de göz çevrenize uygulayabilirsiniz ama tavsiye etmem) Sonra güneş koruyucu. Bakın bu cilt bakım sıralaması. Daha geç kırışmak istiyorsanız, cildinizi muhakkak nemlendirmeli ve güneşten korumalısınız.

Sonra gelelim makyaj uygulamasına…

  1. Makyaj bazı, nam-ı diğer Primer. Önerilerim: Benefit Porefessional, NYX Angel Veil ya da Maybelline Baby Skin. 
  2. Kaşlar. Kaş kalemi, kaş rimeli. (Bunu bazen göz makyajı sonrasına erteliyorum) Kaş kalemi olarak Anastasia Brow Wiz favorim, kaş rimeli olarak da NYX Tinted Brow Mascara.
  3. Göz makyajı. Farlar dökülme yapacağı için, cilt ürünlerinden önce göz makyajını yapmak daha mantıklı geliyor artık bana. Ayrıca neredeyse bütün Youtuberlarda bunu gözlemledim. Eğer göz kapaklarınız çabuk yağlanıyor ve ürünler birikme yapıyorsa da makyajı bazı da uygulayabilirsiniz. Önerim Urban Decay Primer Potion ya da MAC Paintpotlar.
  4. Eyeliner. Jel, kalem, likit. Jel olarak Bobbi Brown, kalem olarak MAC Prolongwear, likit olarak L’oréal.
  5. Maskara. Önerilerim NYX Doll Eye, Maybelline Lash Sensational.
  6. Fondöten. Cilt tipine göre değişir. Ben  yağlı cildim için NARS Velvet Matte Skin Tint kullanıyorum ama yaz için daha ince yapılı MAC Studio Waterweight kullanacağım. Velvet Matte kuru ciltlere uymayacaktır ama Waterweight her cilt tipine uygun. MAC’tekiler yağlı ciltlerin muhakkak primer üzerine uygulamasını söyledi.
  7. Pudra. Sabitleme, ki üzerine allık sürdüğünüzde fondöten üzerinde çamur etkisi olmasın. NARS pudra ya da Kryolan’ınki.
  8. Highlighter yani aydınlatıcı. Sleek’in paletiyle aşk yaşıyoruz. Esmer tene en güzel gideni Precious Metal olanı. Solstice de güzel ama bana pek günlük gelmiyor. Aslında en güzeli Cleopatra’s Kiss olanı ama Türkiye’ye getirmiyorlar. Artık “Varoş Türk kızlarına ne satsak alırlar, diğer ürünlerimiz neymiş araştırmazlar, Pinterest ve Instagram kullanmayı da bilmezler” mi diyorlar bilmiyorum. Paranız çoksa Anastasia Sun Dipped Glow Kit de kullanabilirsiniz.
  9. Dudak kalemi, ruj, parlatıcı vs. Son zamanlarda takıldığım MAC Mehr ruj ve Soar dudak kalemi.
  10. Makyaj sabitleyici. MAC Prep + Prime Fix Plus’a kokusu yüzünden bayılıyorum ama vicdanım el vermediğinde hayvanlar üzerinde test yapmayan NYX’in Dewy Setting Spray alacağım. Bloggerlar Fix Plus’un Dupe’u olduğunu söylüyorlar.

Sonra da Kylie Jenner gibi gezerseniz ortalıkta:)

Yoksa siz hala nem maskesi kullanmıyor musunuz?

Söz konusu yaşlanma olunca gözlerin bozulması, kilo alma ya da saçların beyazlamasından önce açıkçası benim aklıma kalitesi bozulan cilt geliyor. Yaş aldıkça cildimizde doğal olarak bulunan kolajen miktarı azalır ve sonuç olarak elastikiyet kaybı yaşanır. Ayrıca cilt dokularının nemi tam olarak tutamamasından dolayı da cilt matlaşır. Bunu engellemenin mucizevi bir çözümü yoktur. Ekstrem bir çözüm olarak  estetik operasyonlar akla gelir ama bunlar hem maaliyetlidir hem de acı vericidir.

Ben doğal yollardan yaşlanmaktan yanayım. Bu kadar zahmet yerine, cilde gerektiği nemi vererek, o dolgun aydınlık görüntünün mümkün olduğunca devam ettirilebileceğini inanıyorum. Sigara içmeyerek, alkolü kararından tüketerek, bol su ve sebze-meyveyle cildi içten besleyerek ve dıştan da bolcana nemlendirerek cildimizi hep bi’ eksi 10 yıl gösterebiliriz. Bir de unutulmaması gereken bir şey vardır ki o da yaz-kış güneş koruyucu kullanmak. Bunu gerçekten bir çok kişi umursamıyor ama cildimize en çok zarar veren dış etken güneştir.

Tabii yaş aldıkça bahsettiğim cilt bakım rutini yetmez oluyor. Cildi daha da yumuş yapmak için ve kaybettiği nemi geri vermek için nem maskeleri de kullanmak gerek. Bir süredir kullandığım maskeleri ve bunlarla ilgili görüşlerimi sizlerle paylaşmak isterim.

  1. Caudalie – Moisturizing Mask

Blogumu takip edenler Caudalie ile aşk yaşadığımı bilir. 3. defa aldığım favori nem maskesidir. İnce çizgileri açar, cildinizi yumuşacık yapar. Temiz cilde uygulayıp 5-10 dakika bekletip, eğer gece uyguluyorsam kağıt havluyla fazlalığı siliyorum. Gündüz, makyajdan önce uyguluyorsam ayrıca yüzümü yıkıyorum. Aksi takdirde gün içinde cildim makyajı kusuyor ve parlama yapıyor.

2. The Body Shop – Honey & Oat Mask

Bu maskenin öyle bir mazisi vardır ki. Bir süre önce ambalajı değişen efsane maskenin yulaf ve bal olmak üzere iki ana bileşeni vardır. Normal ve kuru ciltlere yönelik olsa da, yağlı ve karma ciltlerin uygulamasında bir sakınca görmüyorum. Şöyle ki; ürünü iki şekilde kullanabiliyorsunuz. Bir, temiz cilde uygulayıp 5-10 dakika bekletip yıkıyorsunuz, böylece bal nemlendirmiş oluyor. İki, yine ilk adımda olduğu gibi uygulayıp bekletip, parmaklarınızla dairesel hareketlerle peeling yapıp duruluyorsunuz. Ben genellikle ikinci şekilde uyguluyorum.

Uzun zaman önce peeling için mikropartiküllü ürünleri bıraktım. Peelinglerin içindeki minik topçuklar, biliyorsunuz ki doğada çözünmüyor ve okyanusları kirletiyor. Ben ölü derilerimden kurtulacağım diye neden çevreyi kirleteyim ki, di mi? Ama bu maskenin içeriğindeki yulaf o topçukların yerine geçiyor  ve hatta çok daha hassas bir şekilde, cildinizi çizmeden ölü derilerden kurtulmuş oluyorsunuz. Sonuç yumuşacık bir cilt.

3. Yves Rocher – Hydra Végétal Intense Hydrating Mask

Yalan yok, bu maskenin cildime hiçbir hayrı dokunmadı. Jel kıvamında olduğu ve ferah bir his verdiği için aşırı yağlı ciltler ya da çok genç ciltler sevebilir ama yaşınız 30’u geçmişse ve nemlendirme klasmanında bir tık üstü hedefliyorsanız bu ürün sizi kesmeyecektir. Kaldı ki, ben de yarısına gelmeden çöpe attım.

Yaz sezonunda insanların üzerinde görmekten gına gelecek 8 trend

Öncelikle: Bu post, referandum sonuçları açıklanmaya başladığı sırada, yavaştan malum sonucun çıktığını görüp, şaşırmayıp, ülkenin haline üzüle üzüle, benim gibi düşünmeyen insanların yaşam enerjimi emmesine izin vermeyip, “yüzeysel müzeysel, ben moda ve makyaj üzerine yazacağım” baş kaldırısıyla, ülkenin vaziyetinin farkında olup, “artık yeter, ne olacaksa olsun” diyip, müthiş bir boşvermişlik edasıyla yazılmıştır. Yazar tamamıyle kendi kafasına göre takılmıştır. F.y.i.

Devam ediyorum…

Her ırkın kadını gibi, biz Türk kadınları da modayı kendimizce takip ederiz. Bazı insanlar modayı takip eden kişilere “ay ne kadar feyşınıbıl (!) bi hatun” dese de aslında Zara, Mango, Pull&Bear tarzı mağazalardan alışveriş eden insan, zaten otomatikman modaya uygun giyinmiş oluyor. Yani burda bir “vauv faktör” söz konusu değil.

Şimdi gelelim trendlere…

  1. Kadife trendi:

2016 Sonbahar/Kış sezonunda hayatımıza girip, yaz sezonunda da devam edecek yegane trend. Üst olarak çok beğendiğim ama alt giyimde mesafeli yaklaştığım akım. Hele ki bizim gibi alt kısmı üstten bir-iki beden büyük olan ırkta, kötü gözükmeye çok yatkın durum. Benim için en güzel olduğu durumlar: Sweatshirt ya da t-shirt.

kadife.jpg

2.. Yırtık pırtık t-shirtler:

Kanye West megalomanının başlattığı vahim trend. Evsiz barksız görünüm. Bütün mağazalar bunlarla doludur. Bkz. Vitrinler.

ripped.jpg

3. Korse detayı:

Viskon, pamuk elbiseler ve bluzlerde bele iliştirilmiştir. Yuvarlak hatlı kadınların kıvrımlarını vurgular, zayıf kadınları ise daha kıvrımlı gösterir. Ben beğeniyorum.

korse.jpg

4. Denim-on-denim:

2015 kışından beri devam eden, bitmek bilmeyen trend. Çok tintli denimlerle karıştırmadığınız sürece desteklenebilir.

denim on denim.jpg

5. Denizkızı teması:

Üzerinde “mermaid” içeren kelimelerin olduğu sloganlar ya da denizkızı kuyruğu olan designları o kadar çok göreceksiniz ki fenalık basacak.

mermaid.jpg

6. Bilekte biten, tercihen püsküllü jean:

Paçaları tam bilekte biten kot pantolonlar. Zara’dakini son 2 haftadır 10 kişide gördüm. Normalde boyu kısa, bacak boyu kısa ve balık etleri kadınlarda güzel durmayan trend, engel tanımadan herkesin üstünde olacak.

püsküllü.jpg

7. Lace up detayı:

Yani bağcık detayı. Her yerde, her şeyin üstünde. Özellikle de belde ya da omuzda.

lace up

8. Şişme kol sweatler:

Pfff….

volan.jpg

Bir de bu mağazalardan alışveriş yapıp, bir yandan da şirketteki hemcinslerinin tarzını da yakından takip edip, onlar gibi giyinmeye çalışanlar hatunlar vardır. Bkz. beyaz pantolon loverlar. Bu hatunlar pantolondan her şekilde belli olan, boğum boğum selülitlerini umursamadan giymeye devam ederler. Tabii ki de bootylicious akımını destekliyorum ama bazı durumlarda, bazen, yakışmadığında, fiziksel bir özdeğerlendirme yapmamız gerekiyor. Şahsen ben, beyaz pantolon giymeyi 15 yaşımda bıraktım:)

Herkesin içinden geldiği gibi giyindiği, mutlu huzurlu yarınlara…

Hem vegan hem kaliteli: Zoeva Makyaj Fırçaları

Yunancada “hayat” anlamına gelen “Zoe” ve yeryüzündeki ilk kadın “Eva”‘dan yola çıkarak 2008’de oluşturulmuş bir Alman markası Zoeva. Vegan bir marka olmasının yanısıra kaliteli olması son zamanlarda bloggerların ve youtuberların gözdesi olmasına yetti. Benim de hahaha.


Hollanda’da yaşarken Douglas’tan online olarak satın aldığım “complete eye set”‘i görüyorsunuz. Youtuberların en çok 228 Luxe Crease Brush kullandığını fark etmişsinizdir.

Markanın ruj, allık ve far paletleri de mevcut. Bakınız “Naturally Yours Palet” far paleti. Pigmentasyonu süper diyorlar. Youtuberların yalancısıyım:

Göz makyajı fırçalarının fiyatı genellikle 10 euro. Far paletleri ise 23 euro civarında. Zoevacosmetics.com sitesinden sipariş edebilirsiniz, Türkiye’ye gönderimleri mevcut. Ya da Alamancı akrabanız varsa douglas.de sitesinden akrabanızın adresini verin, onun evine postalansın, o da memleket ziyaretine gelince size getirsin😄

Şehirli Kadının Günlük Cilt Bakım Rehberi

caroline-issaHer zaman inandığım bir şey var; o da özellikle şehrin kirliliğinde yaşayan bir kadının cildine çok daha iyi bakması gerektiği. Hayatımın 30 yılını İstanbul’da geçirdim ve bu şehrin cildime yaptıklarının sonucuyla hala her gün yüzleşiyorum. Örneğin bazı günler evdeyim diye yüzüme gram krem sürmeyip, 10 dk market için sokağa çıkmam sonucunda bile akşam yatmadan önce cildimi toniklediğimde pamuğun üzerinde gördüklerimin travmasını yaşadığım oluyor. “Ya ben nerede yaşıyorum, bir de bu pisliği soluyor muyuz?” diye dehşete düşüyorum.

Peki ne yapmak gerek? Zavallı ciltlerimizi nasıl koruruz, onlara nasıl bakarız?

Aşağıdaki paragrafları okumadan önce, aranızda bazılarınızın bırakın göz kremini, nemlendirici bile kullanmadığını bilerek, ciddi anlamda subjektif olduğumu ve ara ara sizleri (haddim olsa da olmasa da I don’t care) eleştireceğimi söylemek isterim. Sonuçta bir kadın şort giydi diye, sevgisiz yetişip, dünyaya ve kadınlara nefret kusan kıronun teki onu eleştirmeyi bir kenara bırakın, suratına tekme atabiliyorsa, ben sizin cilt bakımınıza neden dil uzatmayayım? Burada önemli olan bir kadın olarak siz hemcinslerimin iyiliğini istemem.

Hadi başlayalım…

İlk önce sabah kalkınca yüz yıkanır. Bunu yapıyorsunuzdur herhalde değil mi? Ben suyla yıkayıp kağıt havluyla kuruladıktan sonra bir adet disk pamukla cildimi tonikliyorum. Normal havluyu yüzümü kurulamak için kullanmam. O havluyu evdeki herkes kullanıyor ve bakteriler üzerinde cirit atıyor. O havluyu yüzümüze sürmek istemeyiz. Hayır.

Yüz yıkama jelleri, köpükleri, sabunları…Bunları akşama, makyaj temizledikten sonraya bırakın, sabah gerek yok. Cildinizin kendi koruyucu kalkanı var, onu söküp atmayın. Şöyle düşünün: Cilt ya da derimiz iç organlarımızı korumak için yaratılmış, vücudumuzdaki en büyük organdır, ona arada bir güvenelim.

benefit eye cream

Cildi yıkayıp kuruladıktan sonra önce göz kremi sürelim. Kremi kirpiklerimize kadar sokmayalım, öncelikle gözün dış kısımlarına kremi sürüp, en yumuşak uçlar yüzük parmaklarında olduğu için bu parmaklarla minik tampon hareketlerle dağıtalım. Deriyi çekiştirmeyelim, ovuşturmayalım. Göz çevresindeki deri, yüzümüzün geneliyle karşılaştırıldığında 7 kat daha ince, ona hassas davranalım. Parmağımızda kalan ürünü kaş kemiğinden kaşlara kadar uyguluyabiliriz. Göz çevresine aşırı ürün sürmeye gerek yoktur. Zaten bu alandaki deri sünger gibidir, ürünü çekecektir. Fazla ürün kullanırsanız, ya da kullandığınız ürün cildinize ağır gelirse gözün hemen altında minik butonlar oluşacaktır. Bunları sıkmaya kalkışmayın. Bir süre hiç ürün uygulamayın, zamanla geçecektir. Bu gibi durumlarda krem yerine jel formatındaki ürünlere geçin. (Benefit’in göz kremi çok hafif dokulu. Kendim kullanmamış olsam da nette hakkında çok güzel yorumlar okudum. Sıradaki ürünüm de muhtemelen bu olacak)

vinosource

Sonra nemlendirici. Cilt tipinize uygun nemlendirici kullanın. Yağlı cildiniz varsa, gidip de yağ bazlı krem kullanırsanız, gittiğiniz yerlerde sabahları hello sunshine! olarak kapıdan içeri girersiniz. Aşırı kuru cildiniz olmadığı sürece su bazlı, hafif yapılı ürünler (mesela Caudalie-Vinosource Moisturizing Sorbet) kullanın. Zaten göz kremi kullandığınız için, göz çevresine bir de nemlendirici sürmeyin. Bütçeniz kısıtlıysa eğer nemlendiriciyi göz kremi olarak da kullanabilirsiniz. Bazı yerlerde göz kreminin bir işe yaramadığını okumuştum ama ben şahsen inanmıyorum.

Hangi cilt tipine hangi ürünler kullanmalı yazı yazacağım, söz.

Veee, en son step: Güneş koruyucu krem. Bunu kaçınız sürüyor Allah aşkına? Tatile gittiğinde güneşlenirken daha çok bronzlaşsın diye yüzüne ve vücuduna güneş koruyucu krem sürmeyen ne insanlar tanıyorum ben. E be güzelim, hiç mi serbest radikaller, cilt kanseri duymadın? Cildi en çok yaşlandıran faktör güneştir arkadaşlar. Yıl 2016. Güneş dostumuz değil. Bazı tembeller şanslı, markalar makyaj ürünlerine SPF entegre etmeye başladı ama ne kadar etkili orası tartışılır. Şayet ürünü boca etmeniz gerekiyor ki güneşten korusun sizi ama bir fondöteni ya da pudrayı cilde boca edip, onu boğmak ne kadar doğru? Ya da pudra-fondöten surat ne kadar güzel sizce?

Sonrası bildiğiniz makyaj. Gün geçer, eve dönülür, akşam şunlar yapılır:

garnier

Makyaj öncelikle temizleme mendili, losyonu, miselar suyu vs ile temizlenir. Bak güzel arkadaşım, gözlerimi devirerek söylüyorum: Makyaj sabunla temizlenmez. O kirpik diplerine saplanmış göz kalemi sabunla çıkar mı, aklın alıyor mu senin? Sabah uyanırsın gözlerinin etrafı panda gibi rimel ve göz kalemi kalıntılarıyla doludur. Al sana erken yaşlanma…Hayır, o sabunla temizlenmez. En güzeli miselar su. Bioderma alamazsan, Garnier al, mis gibi. (Bu arada TR’de “Kusursuz Makyaj Temizleme Suyu” diye satılan ürünün ismini kim bulmuş acaba? Avrupa’da bakındım içinde “Perfect” kelimesi geçiyor mu diye ama cık, bildiğin “Micellar Water” olarak geçiyor. Neyse, bu da ülkemizdeki pazarlama taktiği. Bkz. sinemalardaki katliam çeviriler)

Makyajını temizlerken her göze farklı bir pamuk kullanmaya dikkat et. Gözlerde mikrop var ise diğer göze onu transfer edebilirsin. Ben makyaj temizlerken 4 disk pamuk kullanıyorum. 2 tanesi gözlere, biri cilde, biri de tonikleme için.

Sonra yüz yıkama jeli, köpüğü ya da sabunu. Kaldı ki, cildin akneli olmadığı sürece sabun kullanmanı tavsiye etmem. Clinique bile olsa. Sabun cildinin koruyucu katmanının içine ediyor. (Ben değil dermatologlar söylüyor, ki ben de aynı fikirdeyim)

caudalie

Sonra kağıt havluyla cildimizi tampon hareketlerle kurulayıp, tonikliyoruz. En güzel tonik alkolsüz tonik. Yine tekrar edeceğim, akneli cildin varsa içinde az alkol olan tonik kullanabilirsin ya da az miktar hyaluronik asit içereni. Göz çevresine tonik değdirmeyin (Bazı toniklerin arkasında göze de uygulanabilir yazar. Mesela görseldeki Caudalie tonik. En sevdiklerimdendir) Tonik makyajdan kalan son kalıntıları da temizleyip, gözenekleri toparlayıp gece kremi, serum vesaireye hazır hale getirir.

Gece yatmadan da göz kremi sürmek ne de güzel bir fikir 🙂 Zaten bazıları göz kremini sadece geceleri sürer. Aslında sabah sürmemenin bir sakıncası yoktur ama her gün makyaj yapan biriysen göz kreminden sonra göz altı kapatıcını daha rahat uygularsın ve makyaj daha kalıcı olur.

Unutulmaması gereken bir şey var: Cildinizi ne kadar nemli tutarsanız, o kadar az kırışırsınız. Yine bazıları, yağlı cildin yağını nemle karıştırır ama o gözeneklerden çıkan sebum fazlasıdır. Yağlı ciltli bile olsanız, cildinizi doğru ürünle nemlendirirseniz (jel-losyon formatında) cildinizin daha bile az parladığını fark edeceksiniz.

midnight recovery

Size bir tip: Geceleri cildimiz kendi kendini yeniler. Cildin ihtiyaçlarına göre bir ürün sürerek yatarsanız sabaha daha güzel bir ciltle uyanırsınız. Ben her gece ürün kullanmaya gerek olmadığına inanıyorum. Mesela 2 gecede bir ürün kullanmak yeterli olacaktır. Cildin biraz nefes almaya ihtiyacı ve hakkı var. Gece için en uygun ürün tipi serumlar olacaktır. (Mesela görseldeki Kiehl’s serumu kült bir üründür. Gerçi cilt bakım yağı olarak da geçer) Serumların içindeki partiküller nemlendiricinin içindekilerden daha da küçüktür ve cildin en üst katmanına daha iyi işler, bu yüzden nemlendiriciden önce kullanılmalıdır. (Cildin en üst katmanı dedim, evet, cildin orta ve en alt katmanına kremler işleyemez. Bu katmanlara yalnızca deri altı vitamin iğneleri gibi ürünler işleyebilir) Gündüz de serum kullanmak isterseniz nemlendirici altına sürün. Yani ürün uygulama sırası şu şekilde olmalıdır: Göz kremi-serum-nemlendirici-güneş kremi.

Posta bir baktım da, biraz uzun olmuş sanki 🙂 Umarım biraz yardımı olmuştur. Sorularınız olursa postun altına yorum olarak yazabilirsiniz. Bisous.

İlk foto tarzına kurban Caroline Issa’ya ait.

Photo Credit: Stockholm-Streetstyle.com 

Fenty x Puma Sonbahar 2016 Koleksiyonu

fenty rihanna

Biz genelde onun bikinili fotolarını göreduralım, Rihanna’nın Türk basınında pek bahsedilmeyen diğer bir kreatif yanı var, o da designerlık. Manolo Blahnik ve Puma’yla çıkardığı kapsül ayakkabı koleksiyonundan sonra da şimdi de hazır giyim koleksiyonu hazırladı. Diz üstü çoraplar, kapüşonlu peluş oversize sweatshirtler, kadife baggy pantolonlar, bilekte biten dantel elbiselerden oluşan koleksiyon siyah ağırlıklı.

fenty 1 fenty 2 fenty 3 fenty 4 fenty 5 fenty 6

Photo Credit for all runway photos: Marcus Tondo / indigital.tv

Saç ve makyaj da Rihanna gibi yaratıcıydı bence. Koleksiyonun asi havasına ters düşmemesi için saçlarda ve kirpiklerde kartanesi düşmüş efekti ve dudaklarda gri-mürdüm koyu ruj vardı.

fenty beautyPhoto Credit: Sonny Vandevelde / indigital.tv

Go rebel!

Amsterdam Yazı Dizisi: En Güzel Vintage dükkanları

vintage shop

Amsterdam’a geldiniz. Otelinize yerleştiniz. Tramvaya binip Leidseplein’de indiniz. Şöyle bir turladınız. Clog ya da değirmen şeklinde magnetlerinizi de aldınız. Redlights’ı Bulldog’u gördünüz. Bi’ Van Gogh da yaptınız. Hadi bi’ de bir kanal turu, Hardrock Cafe’de akşam yemeği, hoooppp Amsterdam bittiiiii…

Bu size klasik bir Amsterdam turisti to-do-listiydi. Benim size anlatmak istediğim bunlar değil. Amsterdam’ın meşhur olduğu bir şey daha var, o da ikinci el dükkanları. En cool takılan Türk instagram ünlülerinin üzerinde gördüğünüz, alışveriş yaptıkları yerler Amsterdam’ın gizli hazinesi; vintage dükkanları.

episode

İkinci el çiçekli bluzler, yün karışımı ya da (bir hayvansever olarak giyenlerden tiksinsem de) gerçek tilki kürkünden paltolar, en güzel taba renginden çantalar, oversize denim ceketler, 80’lerden 90’lardan kalma Adidas spor ayakkabıları vb. bulabileceğiniz en süper ve en popüler iki dükkan var, onlar da “Bij Ons” ve “Episode”.

bij ons

Bij Ons Vintage adresler: Nieuwezijds Voorburgwaal 150  ve Reestraat 13

Episode adresler: Berenstraat 1, Waterlooplein 1, Prinsengracht 570, Spuistraat 96 ve Nieuwespiegelstraat 61

Bu iki bilindik mağaza zincirlerinin yanısıra ufak butikler de yok değil. Eğer ben elalemin eskisini giymem ama herkesin üzerinde olmayan kıyafetlerin satıldığı butiklere uğramak isterim derseniz, bunun için en güzel yer, Amsterdan’ın meşhur “9 Sokaklar” bölgesidir. De Negen Straatjes ya da The Nine Streets olarak da tanınan 9 paralel sokaktan oluşan alışveriş bölgesine gitmek için Prinsengracht’tan 10 dakika yürümeniz yeterlidir. Hazır gitmişken Toms mağazasına uğrayıp, Türkiye’de bulamadığınız modelleri daha uygun fiyata alabilirsiniz.

Daha fazla bilgi için: http://de9straatjes.nl/en/home

 

Victoria’s Secret Fashion Show 2015 Makyajı

 

taylor vs

Photo Credit: Tom Newton

Ve geçen yılki şovun üzerinden bir yıl daha geçti. Böylece Victoria’s Secret’ın eski VS olmadığını bir kez daha görmüş olduk. Bu kıskançlıkla yazılmış bir post değil; mankenlerin çoğu herzamanki gibi gençti ve fitti, iç çamaşırları ve kanatlar yine çok güzeldi. Ama bu şov olayı her sene öyle bir olay oluyor ki, ki bunu kendileri yapıyor, her sene çıtayı daha da yükseltme ihtiyacı hissediyorlar ve biraz daha sıradanlaşıyor.

Bunun farkında olacaklar ki, VS  bu sene daha popüler isimleri şovunda kullanmayı tercih etti, mesela Gigi Hadid ve Kendall Jenner. Hele ki Kendall’ın audition videosunu görmedik bile…Artık Adriana, Alessandra vs yaş alıyor, vücutları hala taş olsa dahi yüzlerindeki gençlik ifadesi gittikçe yok oluyor, ki artık onların da yavaştan VS’le vedalaşması gerekiyor, 16. mı 17. mi ne şovlarına çıkmışlar ikisi de!

jac vs

Photo Credit: Tom Newton

Neyse. Daha fazla mankenlerden bahsetmeyip saç ve makyaj kısmına geçiyorum…

vs angels

Photo Credit: Justin Bishop

Saçlar maşalanmış, doğal bırakılmış ama yine de hafif gösterişliydiler. Backstage videolarına baktığımızda, çıt çıt, postiş benzeri desteklere o kadar da itibar göstermediklerini gördük. Maşadan önce, nemli saça VS mousse uygulamışlar ki, dalgalar şov boyunca dayansın.

kendall vs

Photo Credit: Tom Newton

Makyaja gelince. Geçen sene olduğu gibi yine Dick Page önderliğindeydi. Genel olarak cilt; doğal, aydınlık, sağlıklı, gözler; kirpik dipleri belirginleşitirilmiş, dudaklar ise; çıtır pembe tonlarındaydı. Vücutta eski yıllarda olduğu gibi spray tan ve sim olayına girmemişlerdi, bu da beyaz tenli meleklerin spot ışıkları altında solgun gözükmesine sebebiyet vermişti, ki bence ışıklandırma bu sene çok sıradan ve özensizdi.

Yüzde kullanılan ürünlere gelince:

Cilt – Nars ürünleriyle. Bronz allıklar kullanmak yerine, fondöten kızların kendi cilt renklerinden 1-2 ton daha koyu seçilmiş. Allık olarak Kryolan’ın krem formundaki ürünü Red 079 kullanılmış.

Gözler – Shiseido Shimmering Cream Eyecolor in Sable / Kryolan Interferenz Palette

Kirpikler – Ardell Naturals Flare (Dick Page mecburen kullanmış çünkü kullanmadığı senelerde bazı mankenlerin şovdan hemen önce tuvalette gizli gizli takma kirpik taktığını keşfetmiş!)

Dudaklar – Shiseido Shade II Lipstick / VS Kissaholic Pink Gloss

Müzisyen olarak Rihanna bu sene de çıkacaktı ki, son anda iptal etmiş ve yerine Ellie Goulding geçmiş. Onun dışında The Weeknd ve çok şükür ki Taylor Swift değil ama aynı tayfadan Selena Gomez sahneye çıktı. Selena birazcık kilolanmış ama yine çok tatlıydı ama ne yalan söyleyeyim elbisesi faciaydı, bel altı fazla potluk yapıyordu.

Victoria's Secret Fashion Show

Photo Credit: Ivan Nikolov

Amsterdam Yazı Dizisi: Amsterdam’da makyaj ve cilt bakım alışverişi nerelerde yapılır?

Madem bir yıldan uzun bir süredir Amsterdam’da yaşıyorum, sizlere biraz insider ipuçları vermenin vakti geldi demektir. Bu yazı dizisinde bir kaç günlüğüne gezmeye gelen ve hemen klavye başına geçen blogger yazılarından çok, bir Amsterdam yerlisi olarak bilgiler vermeye çalışacağım. Yazılarımda genel olarak subjektif olsam da, deneyimlerimi paylaşırken bazı genel Hollanda kural ve kanunlardan da bahsedeceğim.

Açılışı tabii ki de makyaj ve cilt bakımıyla yapıyorum 🙂

Gerçi Amsterdam’a gelirseniz muhtemelen ya haftasonu ya da 3-4 günlüğüne gelirsiniz, onda da makyaj ve cilt bakım alışverişiyle uğraşmak yerine Bulldog’a ve Van Gogh müzesine gidersiniz ama benim kadar meraklısı varsa diye bildiğim yerleri sizlerle paylaşıyorum 🙂

DouglasdouglasTürkiye’deki mağazasından gözünüz ısırıyordur. Kaldı ki yakında Türkiye piyasasından çıkacağını duyurdu. Zaten ben de bir tek Kanyon ve Capacity’dekini hatırlıyorum. Lancome, Bobbi Brown, Clinique, MAC, Smashbox gibi bilindik kozmetik markalarının yanısıra NYX ve kaş ürünleriyle meşhuuur Anastasia Beverly Hills’i de bünyesinde bulunduran Alman parfümeri zinciri. Benefit’i yalnızca Douglaslarda bulursunuz. Ayrıca sadece Online sitesinde yine Alman fırça ve kozmetik markası Zoeva ürünlerini sipariş edebiliyorsunuz. Dam meydanından rahatlıkla ulaşılan alışveriş sokağı Kalverstraat’ta yer alıyor.

Adres: Kalverstraat 71

ICI Paris XL

Paris XL

Douglas’ın Belçikalı versiyonu. Ama Hollandalıların severek alışveriş yaptığı mağaza. Sürekli indirimleri oluyor ve Douglas ile karşılaştırıldığında hep bir kaç euro daha ucuz. Urban Decay almak isterseniz kuzu kuzu buraya gelirsiniz çünkü UD satış yetkisi ülkede sadece bu markada var. Türkiye’de satılmaya başlayan Sleek ürünlerinin highlighter paletleri de yalnızca bu mağazada. Yine Kalverstraat ya da Leidseplein’ın uzantısı olan Leidsestraat bulabileceğiniz şubelerden sadece birkaçı.

Adres: Kalverstraat 36 ya da Leidsestraat 67

De Bijenkorf

bijenkorf

Hollanda’nın department store’u. Akşam ışıklandırmasıyla sabah olsun da içeriye dalsam dedirttiren (kapanış saati gününe göre 8-9 arası değişiyor), lüks markaların adresi, giyimden dekorasyona, kitaptan makyaja her şeyin en markasını bulabildiğiniz mekan. Douglaslarda satılan ürünlerin dışında Laura Mercier ve ünlü İngiliz makyöz Charlotte Tilbury’nin de ürünleri burada var. Dam meydanında sırtınızı kraliyet sarayına verdiniz mi hemen solda karşınızda.

Adres: Dam 1

Skins Cosmetics

skins

Dingin dekorasyonuyla içimi açan, nadir bulunan markaları bulabildiğiniz mekan. Laura Mercier burada da var. Türkiye’de eczanelerde aşırı pahalıya satılan ama normalde bir Biotherm’den daha ucuz Ren Skincare, Amerika ve Avrupa’yı son zamanlarda sallayan, her fırsatta hindistan cevizi yağını ürünlerinde kullandıklarını dile getiren popüler vegan marka RMS Beauty, mumlarıyla tanınan Diptyque ve Avustralya markası Aesop burdaki markalardan sadece birkaçı.

Adres: Van Baerlastraat 27

Kruidvat ve Etos

Bunların dışında bizim Gratis ve Watsonlarımıza eşdeğer drugstorelar da yok değil. Hemen hemen her sokak başında görebileceğiniz Kruidvat ve Etoslarda Garnier, Nivea, Maybelline, L’Oréal, NYC, Catrice ve Essence ürünlerini bulmak gayet mümkün.

Kruidvat

Özellikle Maybelline ve L’Oréal ürünleri DM ve Rossmann gibi Alman drugstorelarından daha pahalı ama her şekilde Türkiye’dekilerden ucuz. Ama buralara gelirseniz ve Euro yine almış başını gitmişse, o zaman bilemem 🙂

Etos

Kruidvat merkeze en yakın Nieuwendijk 160, Etos ise Nieuwendijk 67-71 adresinde bulunabilir.

 

Keşke Türkiye’de de satılsa dediklerim: Glossier

glossier

Bu da yeni başlığım olsun…Keşke Türkiye’de de satılsa dediklerim…

Ülkedeki ve hayattaki üzücü gerçeklerden kaçış için başvurduğum; yabancı dedikodu, ünlü, güzellik siteleri ve makyaj içerikli sosyal medya hesaplarını gün içinde gereğinden fazla takip etmem sonucu keşfettiğim markalar oluyor. Ve maalesef bu ürünlerin bazıları ülkemizde satılmıyor. Mesela Glossier. Her ne kadar şu an Hollanda’da ikamet etsem ve burda da satılmasa da, gerçekten herkesin üzerinde bu kadar konuştuğu ürünleri aşırı merak ediyorum.

Glossier 2015 yılında Emily Weiss tarafından kurulmuş bir marka. Bayan Weiss ayrıca, benim yıllardır hergün obsesif bir şekilde “Bugün yeni post var mı acaba?” diye açıp kontrol ettiğim, görsellerini instagram hesabımda sıkça kullandığım, hastası olduğum, başarılarından dolayı (idolüm demeyelim de, birini idolleştirmek bana birazcık özgüveni eksik insanları ve sıfatları çağrıştırıyor) tüm kalbimle takdir ettiğim “intothegloss” isimli güzellik blogunun kurucusu.

Glossier ürünlerinin içeriği vegan ve çoğu cilt tipine uygun. Ambalajlarının Pantone’de yer alan en tatlı pembe tonu olmasının yanısıra, en önemlisi hayvanlar üzerinde test edilmiyor. Phase 1 ve Phase 2 olmak üzere iki aşamalı bir satış stratejisi var.

Phase 1 Set cilt bakımı üzerine kurulmuş:

Yüz yıkama jeli “Milky Jelly Cleanser”, doku ve etki olarak meşhur Embryolisse’e çok benzetilen “Priming Moisturizer”, azıcık renk veren, kapatıcılığı neredeyse sıfır olan renk düzenleyici “Perfecting Skin Tint” ve son olarak da özellikle dudaklara, yüze ve tüm vücuda kullanılabilen Elizabeth Arden Eight Hour Cream benzeri “Balm Dotcom”.

Phase 1Set

Phase 2 Set ise makyaj:

Çok hafif renk veren”Generation G” ruj, kullananların dokusunu piyasadaki hiçbir kapatıcıya benzetemediklerini söyleyip durduğu “Stretch Concealer”, ufak fırçasıyla piyasadaki kaş rimellerine fark attığına inandığım, renk de veren “Boy Brow”.

Phase 2

Ve de en sevdiğim, makyajda olmazsa olmaz dediğim, piyasaya çıkalı bir ay bile olmayan, ortasında yer alan hindistan cevizi ve hint yağıyla aynı zamanda bakım da yapan “Haloscope” aydınlatıcı stick.

haloscope

Ürünler sanki daha çok minimal takılan kadınlar için üretilmiş. Özellikle makyaj ürünleri…Aşırı kapatıcı özelliği olan ürünleri kullanan, minimum ürünle maksimum performans arayan kadınlar bunlardan pek memnun kalmayacaktır ama doğal güzellikten yana olup, günlük koşturmacada işini kolaylaştırmak isteyenlerin muhtemelen dibi düşecektir. Cilt bakımı ürünleri ise yine pratik olup, “tek markadan her şeyimi alayım ben” ya da  “o kremiydi bu kremiydi uğraşamam, amaaan” diyenlere hitap ediyor.

Şu an için sadece Amerika ve Porto Riko’ya gönderimleri var. Zaman içinde gönderim alanlarını genişletmek istediklerini de her daim söylüyorlar. Bekleyip göreceğiz. Ayrıca o an gelinceye dek ürünsüz kalmayacağızı hepimiz biliyoruz 🙂