Hem vegan hem kaliteli: Zoeva Makyaj Fırçaları

Yunancada “hayat” anlamına gelen “Zoe” ve yeryüzündeki ilk kadın “Eva”‘dan yola çıkarak 2008’de oluşturulmuş bir Alman markası Zoeva. Vegan bir marka olmasının yanısıra kaliteli olması son zamanlarda bloggerların ve youtuberların gözdesi olmasına yetti. Benim de hahaha.


Hollanda’da yaşarken Douglas’tan online olarak satın aldığım “complete eye set”‘i görüyorsunuz. Youtuberların en çok 228 Luxe Crease Brush kullandığını fark etmişsinizdir.

Markanın ruj, allık ve far paletleri de mevcut. Bakınız “Naturally Yours Palet” far paleti. Pigmentasyonu süper diyorlar. Youtuberların yalancısıyım:

Göz makyajı fırçalarının fiyatı genellikle 10 euro. Far paletleri ise 23 euro civarında. Zoevacosmetics.com sitesinden sipariş edebilirsiniz, Türkiye’ye gönderimleri mevcut. Ya da Alamancı akrabanız varsa douglas.de sitesinden akrabanızın adresini verin, onun evine postalansın, o da memleket ziyaretine gelince size getirsin😄

Şehirli Kadının Günlük Cilt Bakım Rehberi

caroline-issaHer zaman inandığım bir şey var; o da özellikle şehrin kirliliğinde yaşayan bir kadının cildine çok daha iyi bakması gerektiği. Hayatımın 30 yılını İstanbul’da geçirdim ve bu şehrin cildime yaptıklarının sonucuyla hala her gün yüzleşiyorum. Örneğin bazı günler evdeyim diye yüzüme gram krem sürmeyip, 10 dk market için sokağa çıkmam sonucunda bile akşam yatmadan önce cildimi toniklediğimde pamuğun üzerinde gördüklerimin travmasını yaşadığım oluyor. “Ya ben nerede yaşıyorum, bir de bu pisliği soluyor muyuz?” diye dehşete düşüyorum.

Peki ne yapmak gerek? Zavallı ciltlerimizi nasıl koruruz, onlara nasıl bakarız?

Aşağıdaki paragrafları okumadan önce, aranızda bazılarınızın bırakın göz kremini, nemlendirici bile kullanmadığını bilerek, ciddi anlamda subjektif olduğumu ve ara ara sizleri (haddim olsa da olmasa da I don’t care) eleştireceğimi söylemek isterim. Sonuçta bir kadın şort giydi diye, sevgisiz yetişip, dünyaya ve kadınlara nefret kusan kıronun teki onu eleştirmeyi bir kenara bırakın, suratına tekme atabiliyorsa, ben sizin cilt bakımınıza neden dil uzatmayayım? Burada önemli olan bir kadın olarak siz hemcinslerimin iyiliğini istemem.

Hadi başlayalım…

İlk önce sabah kalkınca yüz yıkanır. Bunu yapıyorsunuzdur herhalde değil mi? Ben suyla yıkayıp kağıt havluyla kuruladıktan sonra bir adet disk pamukla cildimi tonikliyorum. Normal havluyu yüzümü kurulamak için kullanmam. O havluyu evdeki herkes kullanıyor ve bakteriler üzerinde cirit atıyor. O havluyu yüzümüze sürmek istemeyiz. Hayır.

Yüz yıkama jelleri, köpükleri, sabunları…Bunları akşama, makyaj temizledikten sonraya bırakın, sabah gerek yok. Cildinizin kendi koruyucu kalkanı var, onu söküp atmayın. Şöyle düşünün: Cilt ya da derimiz iç organlarımızı korumak için yaratılmış, vücudumuzdaki en büyük organdır, ona arada bir güvenelim.

benefit eye cream

Cildi yıkayıp kuruladıktan sonra önce göz kremi sürelim. Kremi kirpiklerimize kadar sokmayalım, öncelikle gözün dış kısımlarına kremi sürüp, en yumuşak uçlar yüzük parmaklarında olduğu için bu parmaklarla minik tampon hareketlerle dağıtalım. Deriyi çekiştirmeyelim, ovuşturmayalım. Göz çevresindeki deri, yüzümüzün geneliyle karşılaştırıldığında 7 kat daha ince, ona hassas davranalım. Parmağımızda kalan ürünü kaş kemiğinden kaşlara kadar uyguluyabiliriz. Göz çevresine aşırı ürün sürmeye gerek yoktur. Zaten bu alandaki deri sünger gibidir, ürünü çekecektir. Fazla ürün kullanırsanız, ya da kullandığınız ürün cildinize ağır gelirse gözün hemen altında minik butonlar oluşacaktır. Bunları sıkmaya kalkışmayın. Bir süre hiç ürün uygulamayın, zamanla geçecektir. Bu gibi durumlarda krem yerine jel formatındaki ürünlere geçin. (Benefit’in göz kremi çok hafif dokulu. Kendim kullanmamış olsam da nette hakkında çok güzel yorumlar okudum. Sıradaki ürünüm de muhtemelen bu olacak)

vinosource

Sonra nemlendirici. Cilt tipinize uygun nemlendirici kullanın. Yağlı cildiniz varsa, gidip de yağ bazlı krem kullanırsanız, gittiğiniz yerlerde sabahları hello sunshine! olarak kapıdan içeri girersiniz. Aşırı kuru cildiniz olmadığı sürece su bazlı, hafif yapılı ürünler (mesela Caudalie-Vinosource Moisturizing Sorbet) kullanın. Zaten göz kremi kullandığınız için, göz çevresine bir de nemlendirici sürmeyin. Bütçeniz kısıtlıysa eğer nemlendiriciyi göz kremi olarak da kullanabilirsiniz. Bazı yerlerde göz kreminin bir işe yaramadığını okumuştum ama ben şahsen inanmıyorum.

Hangi cilt tipine hangi ürünler kullanmalı yazı yazacağım, söz.

Veee, en son step: Güneş koruyucu krem. Bunu kaçınız sürüyor Allah aşkına? Tatile gittiğinde güneşlenirken daha çok bronzlaşsın diye yüzüne ve vücuduna güneş koruyucu krem sürmeyen ne insanlar tanıyorum ben. E be güzelim, hiç mi serbest radikaller, cilt kanseri duymadın? Cildi en çok yaşlandıran faktör güneştir arkadaşlar. Yıl 2016. Güneş dostumuz değil. Bazı tembeller şanslı, markalar makyaj ürünlerine SPF entegre etmeye başladı ama ne kadar etkili orası tartışılır. Şayet ürünü boca etmeniz gerekiyor ki güneşten korusun sizi ama bir fondöteni ya da pudrayı cilde boca edip, onu boğmak ne kadar doğru? Ya da pudra-fondöten surat ne kadar güzel sizce?

Sonrası bildiğiniz makyaj. Gün geçer, eve dönülür, akşam şunlar yapılır:

garnier

Makyaj öncelikle temizleme mendili, losyonu, miselar suyu vs ile temizlenir. Bak güzel arkadaşım, gözlerimi devirerek söylüyorum: Makyaj sabunla temizlenmez. O kirpik diplerine saplanmış göz kalemi sabunla çıkar mı, aklın alıyor mu senin? Sabah uyanırsın gözlerinin etrafı panda gibi rimel ve göz kalemi kalıntılarıyla doludur. Al sana erken yaşlanma…Hayır, o sabunla temizlenmez. En güzeli miselar su. Bioderma alamazsan, Garnier al, mis gibi. (Bu arada TR’de “Kusursuz Makyaj Temizleme Suyu” diye satılan ürünün ismini kim bulmuş acaba? Avrupa’da bakındım içinde “Perfect” kelimesi geçiyor mu diye ama cık, bildiğin “Micellar Water” olarak geçiyor. Neyse, bu da ülkemizdeki pazarlama taktiği. Bkz. sinemalardaki katliam çeviriler)

Makyajını temizlerken her göze farklı bir pamuk kullanmaya dikkat et. Gözlerde mikrop var ise diğer göze onu transfer edebilirsin. Ben makyaj temizlerken 4 disk pamuk kullanıyorum. 2 tanesi gözlere, biri cilde, biri de tonikleme için.

Sonra yüz yıkama jeli, köpüğü ya da sabunu. Kaldı ki, cildin akneli olmadığı sürece sabun kullanmanı tavsiye etmem. Clinique bile olsa. Sabun cildinin koruyucu katmanının içine ediyor. (Ben değil dermatologlar söylüyor, ki ben de aynı fikirdeyim)

caudalie

Sonra kağıt havluyla cildimizi tampon hareketlerle kurulayıp, tonikliyoruz. En güzel tonik alkolsüz tonik. Yine tekrar edeceğim, akneli cildin varsa içinde az alkol olan tonik kullanabilirsin ya da az miktar hyaluronik asit içereni. Göz çevresine tonik değdirmeyin (Bazı toniklerin arkasında göze de uygulanabilir yazar. Mesela görseldeki Caudalie tonik. En sevdiklerimdendir) Tonik makyajdan kalan son kalıntıları da temizleyip, gözenekleri toparlayıp gece kremi, serum vesaireye hazır hale getirir.

Gece yatmadan da göz kremi sürmek ne de güzel bir fikir 🙂 Zaten bazıları göz kremini sadece geceleri sürer. Aslında sabah sürmemenin bir sakıncası yoktur ama her gün makyaj yapan biriysen göz kreminden sonra göz altı kapatıcını daha rahat uygularsın ve makyaj daha kalıcı olur.

Unutulmaması gereken bir şey var: Cildinizi ne kadar nemli tutarsanız, o kadar az kırışırsınız. Yine bazıları, yağlı cildin yağını nemle karıştırır ama o gözeneklerden çıkan sebum fazlasıdır. Yağlı ciltli bile olsanız, cildinizi doğru ürünle nemlendirirseniz (jel-losyon formatında) cildinizin daha bile az parladığını fark edeceksiniz.

midnight recovery

Size bir tip: Geceleri cildimiz kendi kendini yeniler. Cildin ihtiyaçlarına göre bir ürün sürerek yatarsanız sabaha daha güzel bir ciltle uyanırsınız. Ben her gece ürün kullanmaya gerek olmadığına inanıyorum. Mesela 2 gecede bir ürün kullanmak yeterli olacaktır. Cildin biraz nefes almaya ihtiyacı ve hakkı var. Gece için en uygun ürün tipi serumlar olacaktır. (Mesela görseldeki Kiehl’s serumu kült bir üründür. Gerçi cilt bakım yağı olarak da geçer) Serumların içindeki partiküller nemlendiricinin içindekilerden daha da küçüktür ve cildin en üst katmanına daha iyi işler, bu yüzden nemlendiriciden önce kullanılmalıdır. (Cildin en üst katmanı dedim, evet, cildin orta ve en alt katmanına kremler işleyemez. Bu katmanlara yalnızca deri altı vitamin iğneleri gibi ürünler işleyebilir) Gündüz de serum kullanmak isterseniz nemlendirici altına sürün. Yani ürün uygulama sırası şu şekilde olmalıdır: Göz kremi-serum-nemlendirici-güneş kremi.

Posta bir baktım da, biraz uzun olmuş sanki 🙂 Umarım biraz yardımı olmuştur. Sorularınız olursa postun altına yorum olarak yazabilirsiniz. Bisous.

İlk foto tarzına kurban Caroline Issa’ya ait.

Photo Credit: Stockholm-Streetstyle.com 

Fenty x Puma Sonbahar 2016 Koleksiyonu

fenty rihanna

Biz genelde onun bikinili fotolarını göreduralım, Rihanna’nın Türk basınında pek bahsedilmeyen diğer bir kreatif yanı var, o da designerlık. Manolo Blahnik ve Puma’yla çıkardığı kapsül ayakkabı koleksiyonundan sonra da şimdi de hazır giyim koleksiyonu hazırladı. Diz üstü çoraplar, kapüşonlu peluş oversize sweatshirtler, kadife baggy pantolonlar, bilekte biten dantel elbiselerden oluşan koleksiyon siyah ağırlıklı.

fenty 1 fenty 2 fenty 3 fenty 4 fenty 5 fenty 6

Photo Credit for all runway photos: Marcus Tondo / indigital.tv

Saç ve makyaj da Rihanna gibi yaratıcıydı bence. Koleksiyonun asi havasına ters düşmemesi için saçlarda ve kirpiklerde kartanesi düşmüş efekti ve dudaklarda gri-mürdüm koyu ruj vardı.

fenty beautyPhoto Credit: Sonny Vandevelde / indigital.tv

Go rebel!

Amsterdam Yazı Dizisi: En Güzel Vintage dükkanları

vintage shop

Amsterdam’a geldiniz. Otelinize yerleştiniz. Tramvaya binip Leidseplein’de indiniz. Şöyle bir turladınız. Clog ya da değirmen şeklinde magnetlerinizi de aldınız. Redlights’ı Bulldog’u gördünüz. Bi’ Van Gogh da yaptınız. Hadi bi’ de bir kanal turu, Hardrock Cafe’de akşam yemeği, hoooppp Amsterdam bittiiiii…

Bu size klasik bir Amsterdam turisti to-do-listiydi. Benim size anlatmak istediğim bunlar değil. Amsterdam’ın meşhur olduğu bir şey daha var, o da ikinci el dükkanları. En cool takılan Türk instagram ünlülerinin üzerinde gördüğünüz, alışveriş yaptıkları yerler Amsterdam’ın gizli hazinesi; vintage dükkanları.

episode

İkinci el çiçekli bluzler, yün karışımı ya da (bir hayvansever olarak giyenlerden tiksinsem de) gerçek tilki kürkünden paltolar, en güzel taba renginden çantalar, oversize denim ceketler, 80’lerden 90’lardan kalma Adidas spor ayakkabıları vb. bulabileceğiniz en süper ve en popüler iki dükkan var, onlar da “Bij Ons” ve “Episode”.

bij ons

Bij Ons Vintage adresler: Nieuwezijds Voorburgwaal 150  ve Reestraat 13

Episode adresler: Berenstraat 1, Waterlooplein 1, Prinsengracht 570, Spuistraat 96 ve Nieuwespiegelstraat 61

Bu iki bilindik mağaza zincirlerinin yanısıra ufak butikler de yok değil. Eğer ben elalemin eskisini giymem ama herkesin üzerinde olmayan kıyafetlerin satıldığı butiklere uğramak isterim derseniz, bunun için en güzel yer, Amsterdan’ın meşhur “9 Sokaklar” bölgesidir. De Negen Straatjes ya da The Nine Streets olarak da tanınan 9 paralel sokaktan oluşan alışveriş bölgesine gitmek için Prinsengracht’tan 10 dakika yürümeniz yeterlidir. Hazır gitmişken Toms mağazasına uğrayıp, Türkiye’de bulamadığınız modelleri daha uygun fiyata alabilirsiniz.

Daha fazla bilgi için: http://de9straatjes.nl/en/home

 

Victoria’s Secret Fashion Show 2015 Makyajı

 

taylor vs

Photo Credit: Tom Newton

Ve geçen yılki şovun üzerinden bir yıl daha geçti. Böylece Victoria’s Secret’ın eski VS olmadığını bir kez daha görmüş olduk. Bu kıskançlıkla yazılmış bir post değil; mankenlerin çoğu herzamanki gibi gençti ve fitti, iç çamaşırları ve kanatlar yine çok güzeldi. Ama bu şov olayı her sene öyle bir olay oluyor ki, ki bunu kendileri yapıyor, her sene çıtayı daha da yükseltme ihtiyacı hissediyorlar ve biraz daha sıradanlaşıyor.

Bunun farkında olacaklar ki, VS  bu sene daha popüler isimleri şovunda kullanmayı tercih etti, mesela Gigi Hadid ve Kendall Jenner. Hele ki Kendall’ın audition videosunu görmedik bile…Artık Adriana, Alessandra vs yaş alıyor, vücutları hala taş olsa dahi yüzlerindeki gençlik ifadesi gittikçe yok oluyor, ki artık onların da yavaştan VS’le vedalaşması gerekiyor, 16. mı 17. mi ne şovlarına çıkmışlar ikisi de!

jac vs

Photo Credit: Tom Newton

Neyse. Daha fazla mankenlerden bahsetmeyip saç ve makyaj kısmına geçiyorum…

vs angels

Photo Credit: Justin Bishop

Saçlar maşalanmış, doğal bırakılmış ama yine de hafif gösterişliydiler. Backstage videolarına baktığımızda, çıt çıt, postiş benzeri desteklere o kadar da itibar göstermediklerini gördük. Maşadan önce, nemli saça VS mousse uygulamışlar ki, dalgalar şov boyunca dayansın.

kendall vs

Photo Credit: Tom Newton

Makyaja gelince. Geçen sene olduğu gibi yine Dick Page önderliğindeydi. Genel olarak cilt; doğal, aydınlık, sağlıklı, gözler; kirpik dipleri belirginleşitirilmiş, dudaklar ise; çıtır pembe tonlarındaydı. Vücutta eski yıllarda olduğu gibi spray tan ve sim olayına girmemişlerdi, bu da beyaz tenli meleklerin spot ışıkları altında solgun gözükmesine sebebiyet vermişti, ki bence ışıklandırma bu sene çok sıradan ve özensizdi.

Yüzde kullanılan ürünlere gelince:

Cilt – Nars ürünleriyle. Bronz allıklar kullanmak yerine, fondöten kızların kendi cilt renklerinden 1-2 ton daha koyu seçilmiş. Allık olarak Kryolan’ın krem formundaki ürünü Red 079 kullanılmış.

Gözler – Shiseido Shimmering Cream Eyecolor in Sable / Kryolan Interferenz Palette

Kirpikler – Ardell Naturals Flare (Dick Page mecburen kullanmış çünkü kullanmadığı senelerde bazı mankenlerin şovdan hemen önce tuvalette gizli gizli takma kirpik taktığını keşfetmiş!)

Dudaklar – Shiseido Shade II Lipstick / VS Kissaholic Pink Gloss

Müzisyen olarak Rihanna bu sene de çıkacaktı ki, son anda iptal etmiş ve yerine Ellie Goulding geçmiş. Onun dışında The Weeknd ve çok şükür ki Taylor Swift değil ama aynı tayfadan Selena Gomez sahneye çıktı. Selena birazcık kilolanmış ama yine çok tatlıydı ama ne yalan söyleyeyim elbisesi faciaydı, bel altı fazla potluk yapıyordu.

Victoria's Secret Fashion Show

Photo Credit: Ivan Nikolov

Amsterdam Yazı Dizisi: Amsterdam’da makyaj ve cilt bakım alışverişi nerelerde yapılır?

Madem bir yıldan uzun bir süredir Amsterdam’da yaşıyorum, sizlere biraz insider ipuçları vermenin vakti geldi demektir. Bu yazı dizisinde bir kaç günlüğüne gezmeye gelen ve hemen klavye başına geçen blogger yazılarından çok, bir Amsterdam yerlisi olarak bilgiler vermeye çalışacağım. Yazılarımda genel olarak subjektif olsam da, deneyimlerimi paylaşırken bazı genel Hollanda kural ve kanunlardan da bahsedeceğim.

Açılışı tabii ki de makyaj ve cilt bakımıyla yapıyorum 🙂

Gerçi Amsterdam’a gelirseniz muhtemelen ya haftasonu ya da 3-4 günlüğüne gelirsiniz, onda da makyaj ve cilt bakım alışverişiyle uğraşmak yerine Bulldog’a ve Van Gogh müzesine gidersiniz ama benim kadar meraklısı varsa diye bildiğim yerleri sizlerle paylaşıyorum 🙂

DouglasdouglasTürkiye’deki mağazasından gözünüz ısırıyordur. Kaldı ki yakında Türkiye piyasasından çıkacağını duyurdu. Zaten ben de bir tek Kanyon ve Capacity’dekini hatırlıyorum. Lancome, Bobbi Brown, Clinique, MAC, Smashbox gibi bilindik kozmetik markalarının yanısıra NYX ve kaş ürünleriyle meşhuuur Anastasia Beverly Hills’i de bünyesinde bulunduran Alman parfümeri zinciri. Benefit’i yalnızca Douglaslarda bulursunuz. Ayrıca sadece Online sitesinde yine Alman fırça ve kozmetik markası Zoeva ürünlerini sipariş edebiliyorsunuz. Dam meydanından rahatlıkla ulaşılan alışveriş sokağı Kalverstraat’ta yer alıyor.

Adres: Kalverstraat 71

ICI Paris XL

Paris XL

Douglas’ın Belçikalı versiyonu. Ama Hollandalıların severek alışveriş yaptığı mağaza. Sürekli indirimleri oluyor ve Douglas ile karşılaştırıldığında hep bir kaç euro daha ucuz. Urban Decay almak isterseniz kuzu kuzu buraya gelirsiniz çünkü UD satış yetkisi ülkede sadece bu markada var. Türkiye’de satılmaya başlayan Sleek ürünlerinin highlighter paletleri de yalnızca bu mağazada. Yine Kalverstraat ya da Leidseplein’ın uzantısı olan Leidsestraat bulabileceğiniz şubelerden sadece birkaçı.

Adres: Kalverstraat 36 ya da Leidsestraat 67

De Bijenkorf

bijenkorf

Hollanda’nın department store’u. Akşam ışıklandırmasıyla sabah olsun da içeriye dalsam dedirttiren (kapanış saati gününe göre 8-9 arası değişiyor), lüks markaların adresi, giyimden dekorasyona, kitaptan makyaja her şeyin en markasını bulabildiğiniz mekan. Douglaslarda satılan ürünlerin dışında Laura Mercier ve ünlü İngiliz makyöz Charlotte Tilbury’nin de ürünleri burada var. Dam meydanında sırtınızı kraliyet sarayına verdiniz mi hemen solda karşınızda.

Adres: Dam 1

Skins Cosmetics

skins

Dingin dekorasyonuyla içimi açan, nadir bulunan markaları bulabildiğiniz mekan. Laura Mercier burada da var. Türkiye’de eczanelerde aşırı pahalıya satılan ama normalde bir Biotherm’den daha ucuz Ren Skincare, Amerika ve Avrupa’yı son zamanlarda sallayan, her fırsatta hindistan cevizi yağını ürünlerinde kullandıklarını dile getiren popüler vegan marka RMS Beauty, mumlarıyla tanınan Diptyque ve Avustralya markası Aesop burdaki markalardan sadece birkaçı.

Adres: Van Baerlastraat 27

Kruidvat ve Etos

Bunların dışında bizim Gratis ve Watsonlarımıza eşdeğer drugstorelar da yok değil. Hemen hemen her sokak başında görebileceğiniz Kruidvat ve Etoslarda Garnier, Nivea, Maybelline, L’Oréal, NYC, Catrice ve Essence ürünlerini bulmak gayet mümkün.

Kruidvat

Özellikle Maybelline ve L’Oréal ürünleri DM ve Rossmann gibi Alman drugstorelarından daha pahalı ama her şekilde Türkiye’dekilerden ucuz. Ama buralara gelirseniz ve Euro yine almış başını gitmişse, o zaman bilemem 🙂

Etos

Kruidvat merkeze en yakın Nieuwendijk 160, Etos ise Nieuwendijk 67-71 adresinde bulunabilir.

 

Keşke Türkiye’de de satılsa dediklerim: Glossier

glossier

Bu da yeni başlığım olsun…Keşke Türkiye’de de satılsa dediklerim…

Ülkedeki ve hayattaki üzücü gerçeklerden kaçış için başvurduğum; yabancı dedikodu, ünlü, güzellik siteleri ve makyaj içerikli sosyal medya hesaplarını gün içinde gereğinden fazla takip etmem sonucu keşfettiğim markalar oluyor. Ve maalesef bu ürünlerin bazıları ülkemizde satılmıyor. Mesela Glossier. Her ne kadar şu an Hollanda’da ikamet etsem ve burda da satılmasa da, gerçekten herkesin üzerinde bu kadar konuştuğu ürünleri aşırı merak ediyorum.

Glossier 2015 yılında Emily Weiss tarafından kurulmuş bir marka. Bayan Weiss ayrıca, benim yıllardır hergün obsesif bir şekilde “Bugün yeni post var mı acaba?” diye açıp kontrol ettiğim, görsellerini instagram hesabımda sıkça kullandığım, hastası olduğum, başarılarından dolayı (idolüm demeyelim de, birini idolleştirmek bana birazcık özgüveni eksik insanları ve sıfatları çağrıştırıyor) tüm kalbimle takdir ettiğim “intothegloss” isimli güzellik blogunun kurucusu.

Glossier ürünlerinin içeriği vegan ve çoğu cilt tipine uygun. Ambalajlarının Pantone’de yer alan en tatlı pembe tonu olmasının yanısıra, en önemlisi hayvanlar üzerinde test edilmiyor. Phase 1 ve Phase 2 olmak üzere iki aşamalı bir satış stratejisi var.

Phase 1 Set cilt bakımı üzerine kurulmuş:

Yüz yıkama jeli “Milky Jelly Cleanser”, doku ve etki olarak meşhur Embryolisse’e çok benzetilen “Priming Moisturizer”, azıcık renk veren, kapatıcılığı neredeyse sıfır olan renk düzenleyici “Perfecting Skin Tint” ve son olarak da özellikle dudaklara, yüze ve tüm vücuda kullanılabilen Elizabeth Arden Eight Hour Cream benzeri “Balm Dotcom”.

Phase 1Set

Phase 2 Set ise makyaj:

Çok hafif renk veren”Generation G” ruj, kullananların dokusunu piyasadaki hiçbir kapatıcıya benzetemediklerini söyleyip durduğu “Stretch Concealer”, ufak fırçasıyla piyasadaki kaş rimellerine fark attığına inandığım, renk de veren “Boy Brow”.

Phase 2

Ve de en sevdiğim, makyajda olmazsa olmaz dediğim, piyasaya çıkalı bir ay bile olmayan, ortasında yer alan hindistan cevizi ve hint yağıyla aynı zamanda bakım da yapan “Haloscope” aydınlatıcı stick.

haloscope

Ürünler sanki daha çok minimal takılan kadınlar için üretilmiş. Özellikle makyaj ürünleri…Aşırı kapatıcı özelliği olan ürünleri kullanan, minimum ürünle maksimum performans arayan kadınlar bunlardan pek memnun kalmayacaktır ama doğal güzellikten yana olup, günlük koşturmacada işini kolaylaştırmak isteyenlerin muhtemelen dibi düşecektir. Cilt bakımı ürünleri ise yine pratik olup, “tek markadan her şeyimi alayım ben” ya da  “o kremiydi bu kremiydi uğraşamam, amaaan” diyenlere hitap ediyor.

Şu an için sadece Amerika ve Porto Riko’ya gönderimleri var. Zaman içinde gönderim alanlarını genişletmek istediklerini de her daim söylüyorlar. Bekleyip göreceğiz. Ayrıca o an gelinceye dek ürünsüz kalmayacağızı hepimiz biliyoruz 🙂

 

Renk Düzenleyiciler Nasıl Kullanılır?

Teknoloji çıktı mertlik gitti, insanlık bozuldu vs…Bana göre teknoloji çıktı makyaj uçtu:) Ben halimden çok memnunum. Artık ürünler daha çeşitli, daha kaliteli, ciltle daha uyumlu, kadınlar daha mutlu.

Bir kadına sokağa yüzüne ne sürmeden çıkmazsın diye sorsan, ya maskara ya allık ya rimel ya ruj der ya da benim gibiler kapatıcı der. Eskiden göz altımıza ve sivilcelerin üzerine sürüp çıkardık ama artık çok şanslıyız çünkü renk düzenleyiciler var. Kıpkırmızı bir sivilcenin yanlızca kapatıcıyla halledilemeyeceğini yıllar önce öğrenmiştim. Sonra yeşil stick bir renk düzenliyici  bulup “Oh be Dünya varmış!” demiştim. Çünkü yeşil kırmızıyı nötrleştiriyordu, üzerine de ten rengimle uyumlu kapatıcı sürünce sivilce artık kelimenin tam anlamıyla görünmez oluyordu.

Kaldi ki artık sadece kızarıklık değil her türlü rengi düzenleyici ürünler mevcut hem de palet ve kalem halinde. Bunlara örnek en kaliteli ürünler Make Up For Ever, Kryolan, Smashbox ve NYX’de mevcut. NYX olan TR’de mevcut mu emin değilim ama diğerleri kesinlikle var. Gratis ve Watsonslarda satılan drugstore markalarda palet olarak olmasa da ayrı ayrı bulabilirsiniz. Şunu unutmayınız ki krem ve stick formundaki ürünler muhtemelen daha kalıcı olacaktır ve daha nokta atışı yapabileceksinizdir. Ama eğer çok kırmızı bir cildiniz varsa ya da yüzünüzde geniş bir alan mesela yanaklarınız kızarıksa Smashbox’ın yeşil renkli primerını öncelikle bu bölgeye uygulayıp ardından fondöten, pudra ya da kapatıcınızı uygulamalısınız.

Ürünler şu şekilde:

  1. Make Up For Ever Camouflage Palette No:5

CamouflagePalette

2. NYX Color Correcting Concealer

colorcorrectingpalette

3. Kryolan Concealer Circle

kryolan corrector

4. Smashbox Color Correcting StickSmashbox-Color-Correcting-Stick

5. Smashbox Photo Finish Color Correcting Primersmashbox primer

Peki bunlar tam olarak nasıl renkleri düzenliyor? Şöyle:

Mor: Sarı rengi düzenler. Solgunsanız, cildiniz matlaşmışsa, mesela kışın esmerlerin teni özellikle solar, ya da doğuştan cilt renginiz böyledir, morla daha aydınlık bir görünüm elde edersiniz.

Yeşil: Kırmızıyı nötrleştirir. Bazı insanların kılcal damarları doğuştan cildin en üst katmanına daha yakındır, genellikle de hassas ciltli kişilerde durum böyledir. Yeşil renk kızarık görünümü düzenler. Özellikle sivilcelerin üzerine önce yeşili sürüp ardından kapatıcınızı sürerseniz on numara sonuç elde edersiniz.

Turuncu: Mavi, mor ve kahverengi alt tonlu koyu renkleri düzenler. Evet, koyu göz altı halkalarına birebirdir. Yukarıdaki ürün örneklerinde turuncunun farklı tonlarının olduğunu göreceksiniz. Koyu turuncular çok koyu göz altı halkalarını düzenler. Orta şeftali tonlarındakiler orta-koyu esmerlere, açık şeftali tonundakiler ise daha açık tenli kişilere uygundur.

Sarı: Cildi aydınlatmaya yarar. Aynı zamanda morarmış mavileşmiş göz altlarını aydınlatır.

Hangisi size daha uygun olur, deneme yanılma yöntemiyle rahatlıkla bulabilirsiniz. Bu ürünleri fondöten üzerine uygularsanız daha kalıcı olacaklardır. Tabii yukarıda bahsettiğim, kızarık cilde makyaj altına renk
düzenleyici primerın önce uygulanması daha doğru olacaktır.

Son olarak Youtube’da denk geldiğim, renk düzenleyicilerin kullanımına dair bir videoyu sizlerle paylaşıyorum. Umarım bu yazı sizlere yararlı olmuştur canlar.

Sevgiler,

Benjilicious

 

Çay Ağacı Yağı üzerine bir yazı

Hayatımıza bir kaç yıl önce giren “organik” kavramını ve suyunun iyice çıkmasını bir kenara bırakalım. Aldığımız herhangi bir ürünün üzerine “organik” etiketi yapıştırdıklarında, bizi enayi yerine koyan üreticilere sövmekten de vazgeçelim ve kendimize şunu soralım: Kozmetik ürünlere acaip paralar vermektense, neden daha doğal içerikli ve daha uygun fiyatlardaki ürünler almayayım?

Sizleri bilmem ama ben artık saç maskelerimi bile marketlerden değil, aktarlardan “hindistan cevizi yağı” olarak satın alıyorum. Yüzümde sivilce çıktığında yine aynı şekilde, aktardan aldığım %100 doğal çay ağacı yağını sürüyorum. Zaten bu yazım da çay ağacı yağı üzerine olacak.

Çay ağacı öyle her yerde büyüyen bir ağaç değil tabii. Avustralya’da yeşerip, belirli işlemlerden geçip, makyaj masalarımıza, banyolarımıza konuk oluyor. Antiseptik özelliği var, yani dokulara yerleşen mikrop, bakteri ve virüsleri öldürüyor. Bu yüzden sivilcelerin üzerine az miktarda sürdüğünüzde, sivilcenin içeriğindeki bakterilerin canına okuyor. Günlük kullandığınız şampuanların içine ilave ettiğinizde de kepeklere karşı açtığınız o amansız savaşta çok güçlü bir silah görevi görüyor. (Ya da şampuanı avucunuza döktüğünüzde, bir-iki damla çay ağacı yağı damlattığınızda da işe yarıyor)Unutulmaması gereken bir şey var ise, o da kesinlikle yenen bir yağ olmadığı, takdir edersiniz ki kendisi toksik.

Yazıda bahsettiğim gibi, çay ağacı yağını aktarlardan direkt temin edebilirsiniz. Eğer ki “ben o karışımlarla uğraşamam” derseniz, piyasada bu yağı içeren ve doğru dozajda barındıran ürünleri, birazcık daha money vererek satın alabilirsiniz. Sizlere bazılarını kullandığım ve memnun kaldığım ürünlere ve saf çay ağacı yağı markalarına azıcık örnekler veriyorum:

The Body Shop Tea Tree Blemish Gel – Sivilcelerin üzerine direkt sürdüğünüz, jel kıvamında yağ (Kulağa biraz garip gelse de) – 34.90 TL

body shop blemish

Yine The Body Shop’tan Tea Tree BB Cream – Yüzünüze hafiften renk verirken, çay ağacı yağı ile bakterilerle savaşmış oluyorsunuz. Yurtdışında üç tane olmasına rağmen, ülkemizde Light  ve Medium olmak üzere iki renk seçeneği mevcut.- 39.90 TL

bb cream

Gelelim saf yağlara. Rossmann’larda bulabileceğiniz, yıllarca kullandığım Altapharma Tea Tree Oil. Çok keskin, mentolvari bir kokusu var ve gerçekten çok etkili. Olur da kaşınızda ya da genel olarak göz çevrenizde sivilce çıkarsa ya çok dikkatli, kulak pamuğuyla uygulayın ya da hiç uygulamayın. Hassas cildiniz varsa makyaj pamuğunu ıslatıp, bir-iki damla damlatarak kullanmanızı öneririm, aksi takdirde yüzünüzde kızarıklık yapabilir. Şampuanla karıştırmaya birebir. Fiyatı en son 7 TL idi ama euronun fırlamasından dolayı artmış olabilir.

teebaumöl

Dr.Organics Tea Tree Pure Oil. Hollanda’ya yerleşince ve Rossmansız kalınca, doğal ürünler satan De Tuinen mağazalar zincirinde keşfettiğim, öncelikle şampuan ve saç kremiyle başladığım, sonra da tüm ürünlerine saldırdığım marka. Bu markanın yağı, Altapharma’nınki kadar keskin değil. Reglden bir hafta önce bunu yüzünüzde en çok sivilce çıkan bölgelere uygulamaya başlarsanız (özellikle geceleri yatmadan), çok daha sivilcesiz bir regl dönemi geçireceğinizden emin olabilirsiniz. – 9.59 eu.

dr organic

Çay ağacı yağını, karma-yağlı cilde sahip, 30’larında bir bayan olarak düzenli olarak kullanıyorum. Az önce dediğim gibi, hassas cildiniz varsa, daha dikkatli kullanmanızı öneririm. Mesela toniğinize bir-iki damla ekleyerek. Akneli ciltler için muhteşemdir ama dermatoloğa gidip özel bir tedavi uyguluyorlarsa, doktorlarına danışmadan kullanmamalıdırlar.

Her doğal üründe olduğu gibi, cildinizin bu yağa tepki verme ihtimali her zaman vardır. Böyle bu durumda anında bırakmanız iyi olur. Ha unutmadan, vücut aknelerine de rahatlıkla kullanabilirsiniz. Düzenli kullandığınızda yağlı cildinizde azıcık da olsa parlamanın azaldığını görecekseniz. Keşke Shailene de çay ağacı yağı kullansa da bu kadar parlamasa:)

Shailene WoodleyUmarım bu postun yardımı olmuştur. Sevgiler.

Karma ve Yağlı Ciltlere Öneriler: MAC Blot Powder & The Balm Sexy Mama & Guinot Pure Balance Cream

 

MAC BlotKarma ve yağlı ciltlerin en çok baydığı şeylerden biri de, sabahın 7’sinde makyaj yapıp, evden çıkıp işe veya okula vardığında burnunun, alnının ve yanaklarının parıl parıl parladığını fark etmesidir. Buna kesin bir çözüm yoktur çünkü cilt tipiniz budur ve bunu değiştiremezseniz. Ancak benim gibi ülke değiştirirsiniz ve bir bakarsınız cildiniz yağlı değil de karmaya dönmüştür ve cildiniz 1 saat sonra değil de birkaç saat sonra parlıyordur. (İstanbul’dan Amsterdam’a taşındıktan sonra yaşadığım durum) Ya da cildiniz matlaştıracak ürünlere başvurursunuz. Bunlar ya touch-up pudralardır ya da kremlerdir.

sexy mama

Pudra olarak önerebileceğim iki ürün var: Biri MAC’in Blot Powder’ı biri de The Balm’ın Sexy Mama’sı. MAC, The Balm’a göre biraz daha pahalıdır ama içinde kendi aplikatörü mevcuttur ve de yılların MAC’idir, candır, obsesiyonumuzdur:) Sexy Mama’da ise ayrı bir sünger yoktur ama daha ufaktır ve daha az yer kaplar. Bunu portatif diyebileceğimiz ufak bir fırçayla da uygulayabilirsiniz çünkü dokusu daha pudramsı. MAC’inki ise bayağı bir sıkıştırılmış. Hatta kullandıkça yüzünüzdeki yağ süngere transfer olduğu için bir süre sonra pudranın üst dokusu sertleşiyor. Bunun için bir firkete ya da cımbızın ucuyla hafif çizikler atın ve de süngerinizi mutlaka en azından 2 haftada bir yıkayın. Sonuçta o süngerler bir süre sonra bakteri yuvası haline geliyor!

Equilibre

Krem olarak ise çok da bilinmeyen ama aslında çok başarılı olan, kökleri bitkisel kozmetikten gelen Guinot’u önereceğim. Pure Balance Cream isimli ürünü, gözeneklerimizden fışkıran yağ olarak da bilinen sebumları çinko ve çay ağacı yağı  ile dengeliyor. Yani gözeneklerdeki yağı emip üst yüzeye çıkmasını engelliyor demiyim de geciktiriyor.

Bu tarz ürünlere pek inanmam ama koca bir tüp krem bitirdim (6 ay dolu dolu kullandım) ve gözeneklerimdeki farkı gördüm. Daha geç parladığımı rahatlıkla söyleyebilirim.

Guinot markası özellikle kabin ürünü dediğimiz, cilt bakım merkezlerinde kullanılan ürünler olarak çok başarılı. Kabin ürünleri, normal günlük hayatta kullandığımız ürünlere göre daha konsantre oluyor. Yani olumlu etkilerini daha hızlı görüyorsunuz ve daha kalıcı oluyor. Eğer İstanbul’da yaşıyorsanız, Taksim Galata’da yer alan Galata No5 kuaförde hem Guinot ürünleriyle cilt bakımı yaptırıp hem de ürünlerini satın alabilirsiniz.