Aylar: Ekim 2011

Benjilicious loves Physicians Formula!

Ne zamandır ürün yorumlarımı yazmıyordum çünkü uzun süredir yeni ürün almıyordum, taa ki son iki aydır Türk dergilerinde dikkatimi “Physicians Formula” çekene kadar.

 I.D Bare Minerals hayatımıza mineral makyajı soktuğundan beri piyasadaki daha uygun fiyatlı mineral ürünleri arar oldum. Zaten I.D maalesef ve muhtemelen fiyatı her keseye uymadığı için 1-2 yıl piyasada kaldıktan sonra çekildi. Şahsen hayatım boyuca kullandığım en muhteşem makyaj ürünüydü. Şimdi muadilleri var ama henüz MAC ürünlerimi bitirip te yeni ürünlere geçememiştim. Normalde bir ürünüm bitmeden yenisine geçmem çünkü israf olduğunu düşünürüm ama makyajın altına baz olarak kullanılabilecek mineral bir ürüne hayır diyemedim.

Bu ürünün vaad ettiği şey şu: Ciltteki kızarıklık, leke gibi renk düzensizliklerini kapatıp makyajınıza baz hazırlaması. Eczaneye gittim, aldım ve BAYILDIM!!! Gerçekten de ne vaad ettiyse gerçekleştirdi. Fiyatı 60 TL, ki bence bir eczane ürününe göre ucuz bile. İşin en güzel tarafı cildi irrite etmiyor ve makyajın kalıcılığını arttırıyor. Parlamayı bile azalttı diyebilirim. Gerçi kutunun arkasında kuru ciltlere önerilmez diyor ama yağlıya dönük karma cilte sahip biri olarak bu ürüne taptım. Ürünün görüntüsü şu şekilde:

Şaşaalı ambalaja gerek duyulmamış, olay içeriğindedir mantığında:

Kapağı açınca talk-free ve paraben-free ürünün dokusunu az çok tahmin edebiliyorsunuz:

Veee uygulamak için altındaki bölmede çok şirin kabuki bir fırça bulunuyor. Aynası da var:

Bunun adı “Correcting Powder” olarak geçiyor ve iki renk seçeneği var. Ben koyu buğday olduğum için resimlerde gördüğünüz koyu varyantını aldım. Zaten porselen tenli olmadığınız sürece muhtemelen bu renk sizin için de uygun olacaktır. Sonuçta bu sadece baz, renk vermesi gerekmiyor…

Daha fazla bilgi için Physicians Formula’ nın websitesini ziyaret edebilirsiniz:

http://www.physiciansformula.com/en-us/staticpage/mineralwear.html

Alırsanız sanki pişman olmazsınız…

Reklamlar

Freida Pinto

“Slumdog Millionaire” ile meşhur olmuş, Hintli aktrisin fuşya elbisesine bittim. Bu kız güzel mi değil mi karar veremiyorum. Bakışları garip bi kere, şaşı gibi. Kafası kocaman..Maymunlar Cehennemi’ ndeki maymuna benzettiğim bile olmuştu. Neyse. Mühim olan elbise.

Hint rengi tene de çok yakışmış.

Elbise: Salvatore Ferragamo.

Ashley Greene Kapak Çekimi

Türkiye’de yayınlanmayan, keşke yayınlansa dediğim, Amerikan güzellik dergisi “Allure” Kasım ayında kapak kızı olarak Twilight’ da “Alice” karakterini oynayan Ashley Greene’ i seçmiş. Gereğinden fazla vücut çalışan ve erkeksi bir fiziğe sahip olan, yüzünü fareye benzettiğim Ashley’nin son 3 filmdeki Peter Pan peruğunun da yeni filmde değişmiş olmasını umuyorum.

Dergi çekiminin fotolarını görebilirsiniz:

Saç rengi fena değil ama.

Hep şu hareketi bir erkeğe yapmak istemişimdir.

Elbise Zac Posen. Rengi muhteşem.

Spreysiz o dalgalar yerinde durmaz tabi.

Benjilicious loves Denim!

Tarzı tarzsızlık olan biri olarak, gardırobumda ne olmasa olmaz diye sorsalar cevabım hiç düşünmeden denimlerim olurdu. “Denim”  denilen kelime aslında bir tür kumaş cinsinin adı ve Türkçe’deki karşılığı “kot” tur. Bunun sebebini de, yıllar önce Türkiye’ ye ilk denim giyimi getiren firmanın adının “Kot” olmasından dolayı imiş. Hatta getiren kişinin soyadı “Kot” imiş..Bu da size extra bi bilgi olsun canlar…

Sadece jean pantolon değil, elbiseler, gömlekler, ceketler, şortlar, etekler… Onlarsız bir hayat olamaz, olmamalı! Herkes giyiyor. Bkz. Bar, Charlize,Rosie vb…

Bar Rafaeli

Amerikalı model ve tasarımcı Erin Wasson

Charlize Theron

Transformers’tan ve Victoria’s’ tan Rosie Huntington-Whiteley

Rihanna

Hatta Rihanna yeni albümünün ilk klibi “We found love” da Jeremy Scott’ın 2012 İlkbahar defilesinden bir elbise giymiş:

Rihanna nasıl bi zencidir hala anlamış değilim. Neredeyse şu manken kız kadar açık tenli olacak..

Kahkül Update

Saç renginizi değiştirmeden ve arkadan boyunu kısaltmadan, havanızı değiştirebileceğiniz en pratik fikir muhtemelen kahkül kestirmek olacaktır. Kesimi kolaydır ama sonrasında gayet sancılı bir döneme girersiniz söyliyim. Hele saçınız ince telli ve pırasa gibi değilse işiniz var… Kıvırcık saçlardan bahsetmiyorum bile… Göze alıyorsanız kestirmeyi, her sabah iri yuvarlak fön fırçasıyla rötuş çekmeyi de alışkanlık haline getirmelisiniz.

Aranızda kahkül kestirmeyi düşünen varsa, en kullanılabilir olan önerileri bulabilirsiniz:

Marion’ da doğal kullanışlı kahküller. Angelina da aynı tarzı tercih etmiş. Özellikle 30 yaş üstü için ideal.

Michelle Monaghan, “artık uçlardan kırpma vakti geldi” kahkülüyle:

Vanessa Hudgens “Suckerpunch” filmindeki imajıyla. Uzayınca rahat yana atılabilen kahkülüyle. Kalın telliler için en uygunu:

Penelope “Korsanların” galasında. Bunlar “clip on” denilen kahküller, yani postiş. Hollywood bunlardan acaip kullanıyormuş. Burda da var. Tarlabaşı perukçularında kesin bulunuyormuş. Yanlız gitmeyin oralara…

Penelope tam bir “Latin Audrey Hepburn” olmuş:)

Pink Lips Update

Son zamanlardaki web gezintilerimde gözüme çarpan pembe rujlar:

Ciara’ nın mat donuk pembesi, likit yoğun siyah eyeliner ile:

Lea  Michelle ‘nin dudak pembesi:

Leighton Meester’ ın şeker pembesi ruju:

Tanımadığım ama muhtemelen Amerikan dizilerinde meşhur olan kızlar:

Gisele mavi farla pembe ruju kombinlemiş. Şahsen bu kombinasyon sadece Gisele’ e yakışır diye düşünüyorum ve Victoria’s Secret fotoğraf çekimlerinde kalmalı sadece:

Denemesi bedava.

Rihanna’nın Vogue’daki Korkunç Peruğu

Ya tamam. Rihanna’daki malzeme çoğu kişide yok ama kafasına korkunç sarı bir peruk geçirip Editorial yapmak, Vogue gibi bir dergiye yakışıyor mu hiç? Gerçekten, Katy Perry’nin mavi Şirinler peruğu bile daha gerçekçi duruyor! Burada söz konusu olan Amerikan Vogue bile değil, İngiliz! Fotoları aşağıda görebilirsiniz:

Bi çeşit “Black Marilyn Monroe” mu yaratmayı hedeflemişler acaba? Hedefleri Michelle Williams’ın canlandırmasıyla zaten gerçek olmuştu. Barbadoslu bi kızdan nasıl Marilyn olabilir ki?

Vogue’a yakıştıramadım.

Bahsetmişken, Katy Perry’nin Smurfs peruğu:

Yakında Vogue Katy’i de bu perukla dergiye çıkarır.

Uma Thurman’ı Seviyoruz

Birçok insan onu Kill Bill serisiyle sevmeye başladı ama Uma o filmden çok daha önceleri Hollywood’un gözbebeği olmuştu. Sırık boyu ama kendine has güzelliği, hem dram hem komedideki yeteneği onu vazgeçilmez bir aktris yapmıştı. 15’li yaşlarımda okuduğum yerli ve yabancı sinema dergilerinde onunla ilgili hep bir yazı olurdu. Patlamasını 1994 yapımı Pulp Fiction ile yapmıştı. Batman & Robin’de bile oynamıştı. Ergen beğeni unsurlarımızdan Ethan Hawke ile evlendi, ama dadısıyla aldatıldı, boşandı, ki o öncesinde her yaşın hasta olunası insanı Gary Oldman’ la, Ethan’dan önce evliydi. İşte başarılı olmasına rağmen aşkta hep kaybedenlerdendi o. Biz yine de onu hala seviyoruz. Bu arada Imdb’ye göre 2014 yılında Kill Bill Vol.3 ‘te aynı rolle geri dönecekmiş. Bekliyoruz.

Louis Vuitton defilesinde kırmızı ruju ve pembe allığıyla:

Chanel tüvit ceketiyle, dağınık topuz ve nude dudaklarla:

Versace elektrik mavi elbisesi, 1970’li fiziğiyle, Cannes’da:

Kırmızı elbisesi ve doğal – saç makyajla bir eventte:

Örgünüzü Nasıl Alırdınız?

Örgü deyince aklıma ilk gelen kezban örgüsüdür aslında. Veya spor yaparken kafa derisi ağrımadan saçı derli toplu tutmanın en güzel yoludur. Ama artık insanlar tarz yaratmak için kullanıyor bu modeli. Bkz. Rihanna, Jessica Alba falan filan..

Bi de ilginç bir şey vardır bir türlü anlayamadığım; kuaförler saç örmek için ölüp biter. Mahalle kuaförü, Erdem Kıramer falan fark etmez. Hepsi sever örgü örmeyi. Uzun süren bir iştir ama saçımı örer misin bi dersin çeşit çeşit modellerde saçınızı hiç sızlanmadan örerler. Bu benim için hala bir gizemdir. Fönden, röfleden, kesimden daha kıymetli bir şeydir…Neyse. En popüler olan örgü modeli “baş tacı” modeli gibi gözüküyor sanki…