Aylar: Şubat 2012

2012 Oscar’ları

Ve yine o elbiseler o ayakkabılar o küpeler o makyajlar…Hem beğendiklerim hem de dalga geçtiklerim:

Rooney Mara a.k.a Ejderha Dövmeli Kız. Oscar’larda beyaz elbiseler revaçtaydı,bu elbise de bunlardan sadece biri. Zayıf insan elbisesi ve çok güzel çok duru.

Michelle Williams. Yanındaki de Dawson’s Creek’ten yaptığı arkadaşı Busy Phillips. Şu belinden etek çıkan elbiselere kıl oluyorum. Giyende açık şemsiye yutmuş gibi duruyor. Ama elbisenin renk yakıyor.

Bir başka kırmızı elbise. Natalie Portman. Dior.  Ama buruşuk ve puantiyeli. Çok fena saçmalamış. Saçlar da aşırı Dax’tan yağlı gibi.. Evlilik sarhoşluğundandır.

Kim Kardashian. Tek birşey diyeceğim: Kim’i Oscar’lara kim çağırmış??

Penelope Cruz. Ören Bayan’a iki kala. Elinde bir tek şişleri eksik. Armani giymek her zaman sizi güzel yapmaz. Eski Hollywood Glamour modası da artık geçti.

Kourtney Kardashian ve Alessandra Ambrosio. Tipik göbiş altı kavrama duruşu:)İki hamile olarak ancak maxi elbiseler giyebilmişler ama yine de çok güzeller bence. İyi cesaret.

Sofia Vergara. O da beyazlar içinde ve harika. Yine yapmış yapacağını.

Gwyneth Paltrow. İnanılmaz bence. Sanki yıllar önce atlet altına bol siyah etek giyip saçını tepeden örgü yaptığı Oscar törenindeki zamanların telafisini etmek ister gibi, bu sene yıkacağım ortalığı demiş. Süper kahraman gibi. Bravo!

Ve tabii ki de, yine Anna Paquin’le dalga geçeceğim:)Yine futuristik firavun karısı bi elbise seçmiş. Allık olayına da hiç girmemiş. Ne diyim ki ben?

Son olarak, ortalığı toza dumana katan, sağ bacak insanı, siyah kadife Versace içinde Angelina Jolie. Niye böyle bişi yapmış anlamadım. Bu poz..neden..nasıl…ama?

Uzun bi post oldu. Hope you liked it…

Eye Candy: Ian Somerhalder

Vampire Diaries erkeklerinden devam ediyorum. 8 Aralık 1978 doğumlu. Eskiden Lost’ta Boone karakterini canlandırıyordu. Şimdi Damon Salvatore. Dizideki esas kız Elena karakterini canlandıran Nina Dobrev’le gerçek hayatta sevgililer. Offf demeniz için resimlerini paylaşıyorum.

Takım elbise içinde hoş görünse bile zibidi serseri olarak göze daha çok hitap ediyor.

Yine de dizideki favorim Stefan’dır.

Beyoncé ve Jay-Z’nin Bebeği

Muhtemelen geçtiğimiz haftalarda resimlerini görmüşsünüzdür. Ben yine de blogumda yer almasını istedim çünkü bebekleri gerçekten çok tatlı. Adı “Blue Ivy”. Niye böyle bir isim verdiler anlayamadım. “Blue” kelime anlamı olarak mavi olmasının yanı sıra, İngilizce’de mutsuz anlamında da kullanılıyor. “Ivy” de bildiğin sarmaşık, o da akla Zehirli Sarmaşık filmindeki kızı akla getiriyor. (ki o kızı Drew Barrymore canlandırmıştı)

Kız çocukları genelde babaya benzer. Umarım Ivy annesine çeker. Jay çok tatlı bir karaktere sahipmiş görünse de suratı tam bi şamar oğlanı. Müziğine ise lafım yok!

Ama Jay’in bu fotosuna bakınca ne kadar mutlu olduğu belli oluyor. Kesin çok iyi bir baba olacak. Kıyamaaaaam!:)

Saçlara ve ellere bak!:)

Pantene Doğal Sentez Review

Markanın iddiasına göre dünyanın bir numaralı saç bakım markası, ki kendilerini kandırmasınlar, bi Kérastase bi John Frieda değiller yani. İlla ki drugstore ürünü alacaksam gider L’oreal alırım, hepsine bin basar…

Saç bakımına gelince bir tane şampuandan memnunsam ona takılı kalan, saç kremi, maskesi ve serumu gibi ürünlerde deneysel takılan bir insanım. Hatta dürüst olmak gerekirse 8 senedir falan Head & Shoulders şampuan kullanıyorum.

Geçenlerde Gratis’e yaptığım ziyarette “çok tantanasını yaptılar, bari bi deniyim” diyerek Pantene’nin doğal sentez saç kremini aldım. Son birkaç haftadır her banyoda onu kullanıyorum ve artık sağlıklı bir yorum getirebileceğim kanaatine vardım canlar.

Bu kremin en büyük artısı kesinlikle ve kesinlikle misss kokusu. Ürünü gerçekten kullanılası kılıyor. Diğer bir iyi özelliği ise çok yoğun olmaması, rahat durulanabiliyor, ki bu aslında artı mı eksi mi çok emin olamıyorum çünkü ürünün eksisine doğru kaymış oluyorum: Bu ürün adı gibi “doğal” saçlara yarıyor kanımca. Yani boya, gölge, röfle gibi işlem görmüş saçlara yeterli olmuyor. Mesela Glisskur serisinin kremlerini kullandığımda sürer sürmez saçlarım yumuşacık oluyor ve durulama esnasında saçlarım elimden adeta kayıyor. Bu üründe bunu yaşamadım.  

Tabii şöyle bi durum da var: Bu serinin aynı anda şampuanını ve bakım kremini de kullanırsanız eminim daha sağlıklı sonuçlar verecektir. Ben şu an sadece saç kremiyle ilgili görüşlerimi paylaşıyorum.

Sonuç olarak asla kötülemeyeceğim bir ürün, belki benim ihtiyaçlarıma karşılık veremedi ama tüm seriyi birlikte kullanıp denemekten zarar gelmeyeceğini düşünüyorum. Reklam kampanyasında Tuba Büyüküstün yer alıyor. Açıkçası çingene Hasret rolü için saçlarını kızıla boyatıp sonra eski rengine döndükten sonra Doğal Sentez serisinin saçlarında muhteşem sonuçlar verdiği iddiasını ben yemiyorum. Karar sizin. Bisous.

Şu kızıldan:

Şu renge boyatıp saçların mahvolmaması imkansız ve kalıbımı basarım Tuba Kérastase’dan başka ürünü kullanmıyordur:)

Rihanna the Blondie

Diğer bir şaşıp kaldığım celebrity de Rihanna. Sıkıntıdan ne yapacağını şaşırmış umutsuz ev kadını gibi devamlı saç rengini ve tarzını değiştiriyor. Everest kadar yüksek özgüveniyle de bunları muhteşem taşıyor. Ama ne yazık ki son sarı çiyan hali için aynı şeyi söyleyemeyeceğim. Yanlızca bir pop star olduğu için kabul edilebilir bir renk. Benim için en güzel hali “We found love” klibindeki saçıydı.

Güya saç rengini “Elle” dergisi çekimi için açmış. Görünüşe bakılırsa bu rengi çok sevmiş RiRi. Etrafta bu tipte fink atarken görülmüş. Seksi olmuş tamam da, basit durmuş sanki…

En beğendim hali:)

En çelimsiz haliyle Adriana Lima

Ya ben bu Victoria’nın mankenlerini anlayamıyorum gerçekten. Makyajsız ve saçları yapılmadan nasıl bu kadar paspal olabiliyorlar? Kızların hepsi makyajsız “eh” ler…Hele Adriana’nın şu haline çok şaşırdım. Doğumdan sonra nasıl bir hırstır bu, nasıl bu kadar zayıflar bir insan? Bunun üzerine bi 5 kilo alsa eski fıstıklığına anca döner. Çok şaşırdım doğrusu. Beğenmedim hiç. En varoş Türk kızı bile onun bu halinden daha bakımlıdır.

Böyle görmek istiyoruz onu:

Zaten ilk fotosuna bakınca insan, sanki o da makyajsız kendini iyi hissetmiyormuş gibi bir tipi var. O da bi kadın sonuçta:)

Hoşçakal Whitney Abla:(

90’larda Beyoncé’ler Rihanna’lar, booty shakingler, rock your bodyler yokken o vardı. O zamanının en güzel zencisiydi, en güzel pop şarkılarını yapardı. “Bodyguard” filmi bizim zamanımızın en romantik filmlerinden biriydi. Şarkılarını da onu da çok severdik. Sonra Bobby Brown denen adamla evlendi, uyuşturucuya bulaştı ve bugün Whitney Houston bir otel odasında 48 yaşında hayata gözlerini yumdu.

Ölmeden önceki gece bir kulüpten sefil halde çıkarken fotosunu görünce aklıma Kevin Costner’la olan sahneleri geldi. O ufak yaşımda bile filmi izlerken ne kadar da uyumlu ve romantik bir çift olmuşlar demiştim:(

Çok erken ve ani oldu. Amy gibi…Sanki hep birgün yeni bir albümle geri dönecek gibi geliyordu. Seni özleyeceğiz Whitney.

Çok sevdiğim “I’m your Baby Tonight”:

Sofia Vergara ve Ellen DeGeneres “Covergirl” reklam çekimi

Ödül gecelerinde seçtiği kum saati kadın figürüne cuk oturan muhteşem elbiseleriyle Sofia Vergara’yı sık sık blogumda konuk ettim. Ellen DeGeneres’i ise konuk etme gereği duymadım. Zaten televizyonunda e2 kanalı çeken herkes onu evinde gereğinden fazla konuk ediyor.

Covergirl markası ise ülkemizde olmayan bir marka. Amerika’nın en çok satan drugstore markalarından biri. Maybelline’den de uygun fiyatlı diyebiliriz.

Bu videoyu sırf komik olduğu için koyuyorum. Fikrimce Ellen gerçekten iyi bir talkshow host. Bi kere cidden komik. Gerçi e2’nin dehşet seslendirmesiyleo komik havayı  pek alamıyorsunuz. Youtube’da arattırıp neden bahsettiğimi anlayabilirsiniz.

Video genel olarak Covergirl’ün Olay markasıyla ortak çıkardığı yeni ürününün kamera arkası olarak geçiyor ve çekim boyunca Ellen, Sofia’nın Kolombiya aksanıyla dalga geçiyor. Reklamın kendisi de zaten aksan esprisiyle bitiyor. Bkz kamera arkası:

Bkz reklam:

P.S: Bu post sadece geyik amaçlıdır ve Ellen de lezbiyendir.

Benjilicious loves Hacimli Saçlar!

Kabarık aslan yelesi misali fakat sanki bir cat fight’a karışmış gibi değil de, bakımlı, azıcık vakit ayrılmış saçları kast ediyorum. Bu tarz saçları yapmanın en pratik yolu, saçınız nemliyken diplerine John Friede Luxurious Volume Blow Dry Lotion sıkıp, uçlarına aynı seriden köpük sürüp, saçlarınızı ikiye ayırıp tepeden iki tane ufak topuzlar yapıp yatmaktır. Ben hep bu şekilde yapıyorum.

Tepeden toplayın dememin sebebi de geceleri benim gibi yan yatanlardansanız çok rahatsız olamayabiliyorsunuz. Bigudiyle de yatabilirsiniz ama şahsen benim uykum çok değerlidir ve saçıma plastik cisimler yerleştirip uyumak, uyku kalitemi ciddi derecede bozuyor. Ben de ince lastik tokayla topuzları sarıp öyle kafamı yastığa koyuyorum, beauty sleepimi alıyorum.

Zaten bigudilerle saçınızı sardığınız zaman Muazzez E. / A. saçı gibi oluyor, ki doğal durmuyor. Eğer daha çok dalga istiyorsanız topuz sayınızı arttırabilirsiniz. Hatta ben eğer gündüz saçımı yıkayıp çıkacaksam ve birkaç saatim varsa,  tek bir alçak topuz yapıp makyajımı öyle yapıp giyiniyorum ve evden çıkmadan önce saçımı açıp, hacim veren spreyle fixleyip ready to go oluyorum.

Nasıl saçları kast ettiğimi resimlerde daha iyi görebilirsiniz.

Angie’ninkiler çok hafif hacimli, dalga varla yok arası.

Yeni Scarlett Johansson Amber Heard tam bir Veronica Lake saçı yapmış. Eski Hollywood Glamour!

Bildiğin Türk düşmanı Kim, uçları hafif maşalı saçlarıyla. Bu en kolayı.

Kate Moss ta, hacimli saç yaratmak için illa ki uzun saça ihtiyaç olmadığının kanıtı. Eyeliner ve nude ruj kombinini de çok beğendim.