Aylar: Eylül 2012

Hot or Not?: Esmer Lana Del Rey

Nette şöyle bir müzik festivalleri taraması yaparken, 25 Eylül’de Londra’da yapılan “iTunes Festivali”ne denk geldim. Line-up’ ta kimler yoktu ki? Jack White, David Guetta, Usher, Alicia Keys, The Killers…Lana Del Rey de bu 30 gün süren özel festivalde sahne almış. Uzun süredir kullandığı kızıl-kahve tonlarından baymış olacak ki, bu seferki performansında sahneye esmer olarak çıkmış. ben beğendim galiba. Siz nasıl buldunuz?

Ayaklardaki Isabel Marant dolgu topuk-spor ayakkabıların da hastasıyım. Marc Jacobs ta aynı modelden yapmış. Türk markalarının daha uygun fiyatlı çakmalarını yapmasını dört gözle bekliyorum! 🙂

Sahneye de şu tarzda çıkmış. Eskiden Chanel’ler giyerdi, noldu bu kızcağıza??

Reklamlar

64. Emmy Ödül Töreni – Kırmızı Halı

Aslında daha çok turuncuydu halı sanki? Neyse ki önemli olan bu değil. Favorilerim ve dalga geçmelerimle bu sene de Emmy elbiselerini paylaşıyorum canlar:

Mozaik taşların futuristik formda beyaz elbisede hayat bulması: Nicole Kidman. Tasarımcı: Antonio Berardi

Yıllar geçtikçe hanımefendileşip kilolarına ciao! diyen leylaklar içinde Kelly Osbourne. Tasarımcı: Tabii ki de Zac Posen!

Hint asıllı Amerikan TV sunucusu Padma Lakshimi turuncunun tenine yakışmamasına bir an bile olsa fırsat vermemiş. Tasarımcı: Monique Lhuillier

Modern Family’deki androjen anne Julie Bowen bu elbise içinde komedi dalında en iyi yardımcı kadın oyuncu ödülünü aldı. Tasarımcı: Yine Monique Lhuillier

Ve son olarak; her ödül töreninin kraliçesi, latinlerin en kum saat figürlüsü Sofia Vergara. Tasarımcı: Zuhair Murad

Lady in red: Nina Dobrev

Sizi bilmem ama ben ergen gibi Vampire Diaries izliyorum ve 4.sezon için gün sayıyorum! (11 Ekim’de başlıyor ve Elena bir vampir olacak!)

Dizinin yaz tatili neredeyse 4 ay sürdü ve görünüşe bakılırsa bu süre içerisinde Nina bir filmde rol almış. Bağımsız bir film olduğunu düşündüğüm “The perks of being a wallflower” filminin galasında giydiği kolları dantel detaylı kırmızı dizüstü Reem Acra elbisesiyle adeta yakıyordu. Baştan aşağı kırmızı giyinmiş gibi gözükse de ayakkabıda siyahı tercih ederek akıllılık etmiş yoksa kırmızı halıda kıpkırmızı olarak fazlasıyla bir vampiri çağrıştıracaktı.

Bu Nina’nın giydiği ilk dantelli diz hizası elbise değil tabii ki. Geçtiğimiz People’s Choice Awards’ta çimen yeşili bir Elie Saab giymişti.

Benim tercihim kırmızıdan yana…

Benjilicious Blacklist: Make Up For Ever Duo Mat Powder Foundation

İşte verdiğim paraya yandıran bir başka ürün: Duo Mat Pudra Fondöten. Bildiğin pudra almak istemiştim oysa ki. Oysa ki en büyük mağazalarının bulunduğu Akbatı alışveriş merkezinde ben bir sürü pudra test etmiştim ve çok güzel görünmüşlerdi. Sanırım hatayı ürünü Sephora’daki standlarından alarak yaptım. Ufak bir alan olduğu için ürün yelpazesinden mahrum kaldık.

Parmaklarımla test edip elime sürünce kadife gibi görünmüştü. Aslında adı üstünde: mat bir ürün ama sürünce bütün yüzünüzü kapatıyor ve gözenek tıkıyormuş gibi hissediyorsunuz. Şahsen ben yüzümde makyaj var hissini sevmiyorum. O zaman yaşlı hissediyorum kendimi 🙂

Bir de renk seçeneği azdı. Önce bir tane buldum sandım son anda bu çok açık gelir dedim, arkadaş ta bana “o zaman bir ton koyusunu veriyim” dedi. Şimdi ise o renk çok koyu geliyor gözüme! Bi de ürünü uyguladıktan sonra geçen her saat tonu daha da sarılaşıyor sanki. Gitti paracıklarım 😦

Dediğim gibi mat bir bitişi var ve kalıcılığı sıfır. Anında parlıyorsunuz ve pudra çamurlaşmaya başlıyor. Eminim kuru cildi daha da kurutur, yağlının da gözenekerlini tıkar. Diğer bloglara baktım da beğeneni de var ama bence vasat bir ürün. Fondöten serisine dahil olduğu için de fondöten parası veriyorsunuz. Değmez bence. Piyasada uygun fiyatlı ne pudralar var.

10 üzerinden 2 veririm…

Benjilicious Blacklist: Make Up For Ever HD High Definition Foundation

Bu markanın 5′ li kapatıcı paletini daha önce yazmıştım. Aylardır da kullanıyorum ve hala da bitmedi. Hazır az çok markaya güvenim artmışken ve MAC fondötenim bitmişken bari şu meşhur HD fondötenini deniyim dedim. Bir çok ünlünün, bloggerın ve makeup artistin öve öve bitiremediği ürünü bir de ben deniyim diyip Sephora’daki standından 85 TL bayılıp aldım (çüşünüz). Ama hep derim ten makyajında paraya kıy gerisi boş.

Ürünün iddiası ışığı yansıtması, parlak, pürüzsüz ve doğal bir görünümün vermesi. Ayrıca +%46 nem vermesi de artı puan. Ambalajında kalıcılığına dair hiçbir şey yazmıyordu, kaldı ki, ürünü kullandıktan sonra neden yazmadığını gayet iyi anladım. Bu müthiş bir pazarlama taktiğidir, artıları yaz eksileri sakla! Karma ciltli biri olarak kocaman bir hayalkırıklığı yaşadım. Sürdükten 1 saat sonra cildim parıldamaya başladı, neredeyse elimde sürekli peçeteyle dolaşacaktım. Evet, parlak görünümü iddiasını yerine getiriyor ama parlak ve yağlı görünüm arasında da bir fark var!

Belki diyorum kupkuru ciltli biri çok memnun kalabilir ama Türk genlerine sahibimiz ve ciltlerimiz genellikle karma-yağlıya dönük. Bu yüzden önceki postumdaki MAC Pro Longwear fondöten bizim için mükemmel bir seçim olacaktır.

Renk tonlarını ise gayet başarılı buldum. Pembe ve sarı bazlı olanlar mevcut. Şişesi pompalı, elle, süngerle veya fırçayla çok rahat uygulanıyor.

Ama yine de sonuç değişmiyor: Tavsiye etmem, MAC fondötens rock!!

Rivayete göre de koca p*p*lunun en sevdiği fondöten buymuş. 🙂

.

Benjilicious loves MAC Pro Longwear Foundation

Uzun zamandır bu ürünü yazmak istiyordum canlar. Cilt makyajının makyajdaki en önemli detay olduğunu hepimiz biliyoruzdur sanırım. Bu kadar önemli bir detayın mükemmel olması için de cilt tipimize ve rengimize en uygun ürünü bulmamız lazım ve bu da inanılmaz sancılı bir süreç!

Çok fazla fondöten kullanmayan ve sıkıştırılmış pudradan şaşmayan birisi olarak, birgün aniden “bu pudra tanecikleri gözeneklerime yerleşip onları tıkıyor olmalı” diyip fondötene geçiş yaptım 🙂 Ten makyajında sorgusuz sualsiz güvenebileceğim tek marka olarak ta MAC’a gittim. Sonuç: NC40 tonunda Pro Longwear fondöteni poşetime atıp mağazadan çıktım.

Ürüne gelince. En büyük iddiası 15 saate kadar kalıcı olması. Bu iddiasında haklı mı derseniz muhtemelen öyle derim. Şöyle anlatıyim: Sabah 7’de ürünü bütün yüzüme sürdüm akşam 7’de eve geldiğimde hala yüzümdeydi, minimum parlama ve akma vardı, ki normalde pudra/fondöten vs bir ürünü sürdükten 1 saat sonra ışıl ışıl parlamaya başlayan bir insanım.

Bu üründe dikkatimi çeken bir şey var ki, o da bu kadar kalıcı olması ve yüzünüze adeta cup diye yapışmasına rağmen, yüzünüzde ağır bir ürün varmış hissini vermemesi. Hatta pompalı şişenin ağız kısmındaki fondöten damlaları normalde peçeteyle rahatça çıkması gerekirken bir türlü çıkmak bilmedi ve ürün bitinceye kadar orada kaldı (bu beni biraz korkuttu desem yalan olmaz!).

Bütün bu özelliklerinin dışında her ten rengine uygun ton MAC’te mevcut ve sivilcelenme de yapmıyor. Mat bir bitişi var ve sonuçta o istenilen “babyface” efektini yakalıyorsunuz.

Sizlere son bir tavsiyem: Ürünü güzelcene nemlendirilmiş cilde, mümkün olduğunca hızlı ve bir fırça yardımıyla (örneğin MAC No:109) uygulanamanız çünkü çok çabuk donuyor ve bir bölgede çok olursa fazla makyajlı durabiliyorsunuz. 

Gönül rahatlığıyla kullanabilirsiniz.