Aylar: Nisan 2017

Yoksa siz hala nem maskesi kullanmıyor musunuz?

Söz konusu yaşlanma olunca gözlerin bozulması, kilo alma ya da saçların beyazlamasından önce açıkçası benim aklıma kalitesi bozulan cilt geliyor. Yaş aldıkça cildimizde doğal olarak bulunan kolajen miktarı azalır ve sonuç olarak elastikiyet kaybı yaşanır. Ayrıca cilt dokularının nemi tam olarak tutamamasından dolayı da cilt matlaşır. Bunu engellemenin mucizevi bir çözümü yoktur. Ekstrem bir çözüm olarak  estetik operasyonlar akla gelir ama bunlar hem maaliyetlidir hem de acı vericidir.

Ben doğal yollardan yaşlanmaktan yanayım. Bu kadar zahmet yerine, cilde gerektiği nemi vererek, o dolgun aydınlık görüntünün mümkün olduğunca devam ettirilebileceğini inanıyorum. Sigara içmeyerek, alkolü kararından tüketerek, bol su ve sebze-meyveyle cildi içten besleyerek ve dıştan da bolcana nemlendirerek cildimizi hep bi’ eksi 10 yıl gösterebiliriz. Bir de unutulmaması gereken bir şey vardır ki o da yaz-kış güneş koruyucu kullanmak. Bunu gerçekten bir çok kişi umursamıyor ama cildimize en çok zarar veren dış etken güneştir.

Tabii yaş aldıkça bahsettiğim cilt bakım rutini yetmez oluyor. Cildi daha da yumuş yapmak için ve kaybettiği nemi geri vermek için nem maskeleri de kullanmak gerek. Bir süredir kullandığım maskeleri ve bunlarla ilgili görüşlerimi sizlerle paylaşmak isterim.

  1. Caudalie – Moisturizing Mask

Blogumu takip edenler Caudalie ile aşk yaşadığımı bilir. 3. defa aldığım favori nem maskesidir. İnce çizgileri açar, cildinizi yumuşacık yapar. Temiz cilde uygulayıp 5-10 dakika bekletip, eğer gece uyguluyorsam kağıt havluyla fazlalığı siliyorum. Gündüz, makyajdan önce uyguluyorsam ayrıca yüzümü yıkıyorum. Aksi takdirde gün içinde cildim makyajı kusuyor ve parlama yapıyor.

2. The Body Shop – Honey & Oat Mask

Bu maskenin öyle bir mazisi vardır ki. Bir süre önce ambalajı değişen efsane maskenin yulaf ve bal olmak üzere iki ana bileşeni vardır. Normal ve kuru ciltlere yönelik olsa da, yağlı ve karma ciltlerin uygulamasında bir sakınca görmüyorum. Şöyle ki; ürünü iki şekilde kullanabiliyorsunuz. Bir, temiz cilde uygulayıp 5-10 dakika bekletip yıkıyorsunuz, böylece bal nemlendirmiş oluyor. İki, yine ilk adımda olduğu gibi uygulayıp bekletip, parmaklarınızla dairesel hareketlerle peeling yapıp duruluyorsunuz. Ben genellikle ikinci şekilde uyguluyorum.

Uzun zaman önce peeling için mikropartiküllü ürünleri bıraktım. Peelinglerin içindeki minik topçuklar, biliyorsunuz ki doğada çözünmüyor ve okyanusları kirletiyor. Ben ölü derilerimden kurtulacağım diye neden çevreyi kirleteyim ki, di mi? Ama bu maskenin içeriğindeki yulaf o topçukların yerine geçiyor  ve hatta çok daha hassas bir şekilde, cildinizi çizmeden ölü derilerden kurtulmuş oluyorsunuz. Sonuç yumuşacık bir cilt.

3. Yves Rocher – Hydra Végétal Intense Hydrating Mask

Yalan yok, bu maskenin cildime hiçbir hayrı dokunmadı. Jel kıvamında olduğu ve ferah bir his verdiği için aşırı yağlı ciltler ya da çok genç ciltler sevebilir ama yaşınız 30’u geçmişse ve nemlendirme klasmanında bir tık üstü hedefliyorsanız bu ürün sizi kesmeyecektir. Kaldı ki, ben de yarısına gelmeden çöpe attım.

Reklamlar

Yaz sezonunda insanların üzerinde görmekten gına gelecek 8 trend

Öncelikle: Bu post, referandum sonuçları açıklanmaya başladığı sırada, yavaştan malum sonucun çıktığını görüp, şaşırmayıp, ülkenin haline üzüle üzüle, benim gibi düşünmeyen insanların yaşam enerjimi emmesine izin vermeyip, “yüzeysel müzeysel, ben moda ve makyaj üzerine yazacağım” baş kaldırısıyla, ülkenin vaziyetinin farkında olup, “artık yeter, ne olacaksa olsun” diyip, müthiş bir boşvermişlik edasıyla yazılmıştır. Yazar tamamıyle kendi kafasına göre takılmıştır. F.y.i.

Devam ediyorum…

Her ırkın kadını gibi, biz Türk kadınları da modayı kendimizce takip ederiz. Bazı insanlar modayı takip eden kişilere “ay ne kadar feyşınıbıl (!) bi hatun” dese de aslında Zara, Mango, Pull&Bear tarzı mağazalardan alışveriş eden insan, zaten otomatikman modaya uygun giyinmiş oluyor. Yani burda bir “vauv faktör” söz konusu değil.

Şimdi gelelim trendlere…

  1. Kadife trendi:

2016 Sonbahar/Kış sezonunda hayatımıza girip, yaz sezonunda da devam edecek yegane trend. Üst olarak çok beğendiğim ama alt giyimde mesafeli yaklaştığım akım. Hele ki bizim gibi alt kısmı üstten bir-iki beden büyük olan ırkta, kötü gözükmeye çok yatkın durum. Benim için en güzel olduğu durumlar: Sweatshirt ya da t-shirt.

kadife.jpg

2.. Yırtık pırtık t-shirtler:

Kanye West megalomanının başlattığı vahim trend. Evsiz barksız görünüm. Bütün mağazalar bunlarla doludur. Bkz. Vitrinler.

ripped.jpg

3. Korse detayı:

Viskon, pamuk elbiseler ve bluzlerde bele iliştirilmiştir. Yuvarlak hatlı kadınların kıvrımlarını vurgular, zayıf kadınları ise daha kıvrımlı gösterir. Ben beğeniyorum.

korse.jpg

4. Denim-on-denim:

2015 kışından beri devam eden, bitmek bilmeyen trend. Çok tintli denimlerle karıştırmadığınız sürece desteklenebilir.

denim on denim.jpg

5. Denizkızı teması:

Üzerinde “mermaid” içeren kelimelerin olduğu sloganlar ya da denizkızı kuyruğu olan designları o kadar çok göreceksiniz ki fenalık basacak.

mermaid.jpg

6. Bilekte biten, tercihen püsküllü jean:

Paçaları tam bilekte biten kot pantolonlar. Zara’dakini son 2 haftadır 10 kişide gördüm. Normalde boyu kısa, bacak boyu kısa ve balık etleri kadınlarda güzel durmayan trend, engel tanımadan herkesin üstünde olacak.

püsküllü.jpg

7. Lace up detayı:

Yani bağcık detayı. Her yerde, her şeyin üstünde. Özellikle de belde ya da omuzda.

lace up

8. Şişme kol sweatler:

Pfff….

volan.jpg

Bir de bu mağazalardan alışveriş yapıp, bir yandan da şirketteki hemcinslerinin tarzını da yakından takip edip, onlar gibi giyinmeye çalışanlar hatunlar vardır. Bkz. beyaz pantolon loverlar. Bu hatunlar pantolondan her şekilde belli olan, boğum boğum selülitlerini umursamadan giymeye devam ederler. Tabii ki de bootylicious akımını destekliyorum ama bazı durumlarda, bazen, yakışmadığında, fiziksel bir özdeğerlendirme yapmamız gerekiyor. Şahsen ben, beyaz pantolon giymeyi 15 yaşımda bıraktım:)

Herkesin içinden geldiği gibi giyindiği, mutlu huzurlu yarınlara…