Etiket: skincare

Keşke Türkiye’de de satılsa dediklerim: Glossier

glossier

Bu da yeni başlığım olsun…Keşke Türkiye’de de satılsa dediklerim…

Ülkedeki ve hayattaki üzücü gerçeklerden kaçış için başvurduğum; yabancı dedikodu, ünlü, güzellik siteleri ve makyaj içerikli sosyal medya hesaplarını gün içinde gereğinden fazla takip etmem sonucu keşfettiğim markalar oluyor. Ve maalesef bu ürünlerin bazıları ülkemizde satılmıyor. Mesela Glossier. Her ne kadar şu an Hollanda’da ikamet etsem ve burda da satılmasa da, gerçekten herkesin üzerinde bu kadar konuştuğu ürünleri aşırı merak ediyorum.

Glossier 2015 yılında Emily Weiss tarafından kurulmuş bir marka. Bayan Weiss ayrıca, benim yıllardır hergün obsesif bir şekilde “Bugün yeni post var mı acaba?” diye açıp kontrol ettiğim, görsellerini instagram hesabımda sıkça kullandığım, hastası olduğum, başarılarından dolayı (idolüm demeyelim de, birini idolleştirmek bana birazcık özgüveni eksik insanları ve sıfatları çağrıştırıyor) tüm kalbimle takdir ettiğim “intothegloss” isimli güzellik blogunun kurucusu.

Glossier ürünlerinin içeriği vegan ve çoğu cilt tipine uygun. Ambalajlarının Pantone’de yer alan en tatlı pembe tonu olmasının yanısıra, en önemlisi hayvanlar üzerinde test edilmiyor. Phase 1 ve Phase 2 olmak üzere iki aşamalı bir satış stratejisi var.

Phase 1 Set cilt bakımı üzerine kurulmuş:

Yüz yıkama jeli “Milky Jelly Cleanser”, doku ve etki olarak meşhur Embryolisse’e çok benzetilen “Priming Moisturizer”, azıcık renk veren, kapatıcılığı neredeyse sıfır olan renk düzenleyici “Perfecting Skin Tint” ve son olarak da özellikle dudaklara, yüze ve tüm vücuda kullanılabilen Elizabeth Arden Eight Hour Cream benzeri “Balm Dotcom”.

Phase 1Set

Phase 2 Set ise makyaj:

Çok hafif renk veren”Generation G” ruj, kullananların dokusunu piyasadaki hiçbir kapatıcıya benzetemediklerini söyleyip durduğu “Stretch Concealer”, ufak fırçasıyla piyasadaki kaş rimellerine fark attığına inandığım, renk de veren “Boy Brow”.

Phase 2

Ve de en sevdiğim, makyajda olmazsa olmaz dediğim, piyasaya çıkalı bir ay bile olmayan, ortasında yer alan hindistan cevizi ve hint yağıyla aynı zamanda bakım da yapan “Haloscope” aydınlatıcı stick.

haloscope

Ürünler sanki daha çok minimal takılan kadınlar için üretilmiş. Özellikle makyaj ürünleri…Aşırı kapatıcı özelliği olan ürünleri kullanan, minimum ürünle maksimum performans arayan kadınlar bunlardan pek memnun kalmayacaktır ama doğal güzellikten yana olup, günlük koşturmacada işini kolaylaştırmak isteyenlerin muhtemelen dibi düşecektir. Cilt bakımı ürünleri ise yine pratik olup, “tek markadan her şeyimi alayım ben” ya da  “o kremiydi bu kremiydi uğraşamam, amaaan” diyenlere hitap ediyor.

Şu an için sadece Amerika ve Porto Riko’ya gönderimleri var. Zaman içinde gönderim alanlarını genişletmek istediklerini de her daim söylüyorlar. Bekleyip göreceğiz. Ayrıca o an gelinceye dek ürünsüz kalmayacağızı hepimiz biliyoruz 🙂

 

Çay Ağacı Yağı üzerine bir yazı

Hayatımıza bir kaç yıl önce giren “organik” kavramını ve suyunun iyice çıkmasını bir kenara bırakalım. Aldığımız herhangi bir ürünün üzerine “organik” etiketi yapıştırdıklarında, bizi enayi yerine koyan üreticilere sövmekten de vazgeçelim ve kendimize şunu soralım: Kozmetik ürünlere acaip paralar vermektense, neden daha doğal içerikli ve daha uygun fiyatlardaki ürünler almayayım?

Sizleri bilmem ama ben artık saç maskelerimi bile marketlerden değil, aktarlardan “hindistan cevizi yağı” olarak satın alıyorum. Yüzümde sivilce çıktığında yine aynı şekilde, aktardan aldığım %100 doğal çay ağacı yağını sürüyorum. Zaten bu yazım da çay ağacı yağı üzerine olacak.

Çay ağacı öyle her yerde büyüyen bir ağaç değil tabii. Avustralya’da yeşerip, belirli işlemlerden geçip, makyaj masalarımıza, banyolarımıza konuk oluyor. Antiseptik özelliği var, yani dokulara yerleşen mikrop, bakteri ve virüsleri öldürüyor. Bu yüzden sivilcelerin üzerine az miktarda sürdüğünüzde, sivilcenin içeriğindeki bakterilerin canına okuyor. Günlük kullandığınız şampuanların içine ilave ettiğinizde de kepeklere karşı açtığınız o amansız savaşta çok güçlü bir silah görevi görüyor. (Ya da şampuanı avucunuza döktüğünüzde, bir-iki damla çay ağacı yağı damlattığınızda da işe yarıyor)Unutulmaması gereken bir şey var ise, o da kesinlikle yenen bir yağ olmadığı, takdir edersiniz ki kendisi toksik.

Yazıda bahsettiğim gibi, çay ağacı yağını aktarlardan direkt temin edebilirsiniz. Eğer ki “ben o karışımlarla uğraşamam” derseniz, piyasada bu yağı içeren ve doğru dozajda barındıran ürünleri, birazcık daha money vererek satın alabilirsiniz. Sizlere bazılarını kullandığım ve memnun kaldığım ürünlere ve saf çay ağacı yağı markalarına azıcık örnekler veriyorum:

The Body Shop Tea Tree Blemish Gel – Sivilcelerin üzerine direkt sürdüğünüz, jel kıvamında yağ (Kulağa biraz garip gelse de) – 34.90 TL

body shop blemish

Yine The Body Shop’tan Tea Tree BB Cream – Yüzünüze hafiften renk verirken, çay ağacı yağı ile bakterilerle savaşmış oluyorsunuz. Yurtdışında üç tane olmasına rağmen, ülkemizde Light  ve Medium olmak üzere iki renk seçeneği mevcut.- 39.90 TL

bb cream

Gelelim saf yağlara. Rossmann’larda bulabileceğiniz, yıllarca kullandığım Altapharma Tea Tree Oil. Çok keskin, mentolvari bir kokusu var ve gerçekten çok etkili. Olur da kaşınızda ya da genel olarak göz çevrenizde sivilce çıkarsa ya çok dikkatli, kulak pamuğuyla uygulayın ya da hiç uygulamayın. Hassas cildiniz varsa makyaj pamuğunu ıslatıp, bir-iki damla damlatarak kullanmanızı öneririm, aksi takdirde yüzünüzde kızarıklık yapabilir. Şampuanla karıştırmaya birebir. Fiyatı en son 7 TL idi ama euronun fırlamasından dolayı artmış olabilir.

teebaumöl

Dr.Organics Tea Tree Pure Oil. Hollanda’ya yerleşince ve Rossmansız kalınca, doğal ürünler satan De Tuinen mağazalar zincirinde keşfettiğim, öncelikle şampuan ve saç kremiyle başladığım, sonra da tüm ürünlerine saldırdığım marka. Bu markanın yağı, Altapharma’nınki kadar keskin değil. Reglden bir hafta önce bunu yüzünüzde en çok sivilce çıkan bölgelere uygulamaya başlarsanız (özellikle geceleri yatmadan), çok daha sivilcesiz bir regl dönemi geçireceğinizden emin olabilirsiniz. – 9.59 eu.

dr organic

Çay ağacı yağını, karma-yağlı cilde sahip, 30’larında bir bayan olarak düzenli olarak kullanıyorum. Az önce dediğim gibi, hassas cildiniz varsa, daha dikkatli kullanmanızı öneririm. Mesela toniğinize bir-iki damla ekleyerek. Akneli ciltler için muhteşemdir ama dermatoloğa gidip özel bir tedavi uyguluyorlarsa, doktorlarına danışmadan kullanmamalıdırlar.

Her doğal üründe olduğu gibi, cildinizin bu yağa tepki verme ihtimali her zaman vardır. Böyle bu durumda anında bırakmanız iyi olur. Ha unutmadan, vücut aknelerine de rahatlıkla kullanabilirsiniz. Düzenli kullandığınızda yağlı cildinizde azıcık da olsa parlamanın azaldığını görecekseniz. Keşke Shailene de çay ağacı yağı kullansa da bu kadar parlamasa:)

Shailene WoodleyUmarım bu postun yardımı olmuştur. Sevgiler.

Karma ve Yağlı Ciltlere Öneriler: MAC Blot Powder & The Balm Sexy Mama & Guinot Pure Balance Cream

 

MAC BlotKarma ve yağlı ciltlerin en çok baydığı şeylerden biri de, sabahın 7’sinde makyaj yapıp, evden çıkıp işe veya okula vardığında burnunun, alnının ve yanaklarının parıl parıl parladığını fark etmesidir. Buna kesin bir çözüm yoktur çünkü cilt tipiniz budur ve bunu değiştiremezseniz. Ancak benim gibi ülke değiştirirsiniz ve bir bakarsınız cildiniz yağlı değil de karmaya dönmüştür ve cildiniz 1 saat sonra değil de birkaç saat sonra parlıyordur. (İstanbul’dan Amsterdam’a taşındıktan sonra yaşadığım durum) Ya da cildiniz matlaştıracak ürünlere başvurursunuz. Bunlar ya touch-up pudralardır ya da kremlerdir.

sexy mama

Pudra olarak önerebileceğim iki ürün var: Biri MAC’in Blot Powder’ı biri de The Balm’ın Sexy Mama’sı. MAC, The Balm’a göre biraz daha pahalıdır ama içinde kendi aplikatörü mevcuttur ve de yılların MAC’idir, candır, obsesiyonumuzdur:) Sexy Mama’da ise ayrı bir sünger yoktur ama daha ufaktır ve daha az yer kaplar. Bunu portatif diyebileceğimiz ufak bir fırçayla da uygulayabilirsiniz çünkü dokusu daha pudramsı. MAC’inki ise bayağı bir sıkıştırılmış. Hatta kullandıkça yüzünüzdeki yağ süngere transfer olduğu için bir süre sonra pudranın üst dokusu sertleşiyor. Bunun için bir firkete ya da cımbızın ucuyla hafif çizikler atın ve de süngerinizi mutlaka en azından 2 haftada bir yıkayın. Sonuçta o süngerler bir süre sonra bakteri yuvası haline geliyor!

Equilibre

Krem olarak ise çok da bilinmeyen ama aslında çok başarılı olan, kökleri bitkisel kozmetikten gelen Guinot’u önereceğim. Pure Balance Cream isimli ürünü, gözeneklerimizden fışkıran yağ olarak da bilinen sebumları çinko ve çay ağacı yağı  ile dengeliyor. Yani gözeneklerdeki yağı emip üst yüzeye çıkmasını engelliyor demiyim de geciktiriyor.

Bu tarz ürünlere pek inanmam ama koca bir tüp krem bitirdim (6 ay dolu dolu kullandım) ve gözeneklerimdeki farkı gördüm. Daha geç parladığımı rahatlıkla söyleyebilirim.

Guinot markası özellikle kabin ürünü dediğimiz, cilt bakım merkezlerinde kullanılan ürünler olarak çok başarılı. Kabin ürünleri, normal günlük hayatta kullandığımız ürünlere göre daha konsantre oluyor. Yani olumlu etkilerini daha hızlı görüyorsunuz ve daha kalıcı oluyor. Eğer İstanbul’da yaşıyorsanız, Taksim Galata’da yer alan Galata No5 kuaförde hem Guinot ürünleriyle cilt bakımı yaptırıp hem de ürünlerini satın alabilirsiniz.

Estée Lauder’ın Yeni Yüzleri: Eva Mendes ve Kendall Jenner

IMG_0561

Aslında geç bile kalmışlardı. Sahip oldukları spokewomanların o kadar da ses getirmediğini anlamış olacaklar ki (Joan Smalls artık yılın mankeni değil, Gwyneth Paltrow da baydı),Estée bir atak yaparak Kendall Jenner ve Eva Mendes’i aileye kattı. Kendall’ın ablalarından ötürü edindiği ilgiyle kendine güveni artarak bir şekilde iş yapar hale geldi. Çok güzel de bir kız ama Estée Lauder gibi daha çok olgun bayanlara hitap bir markanın hip hale gelme çabasıyla popüler kültürden bir figür seçmesini çok yadırgadım. Yani genç bir parfümün yüzü olabilir (bkz. Modern Muse Le Rouge) ama makyaj ürünlerini tanıtmak? Kız daha 19 ve yüzünde en ufak bir pürüz bile yok!

kendall estee

Kaldı ki Eva Mendes için aynısını söylemeyeceğim. Farklı tipiyle (iri dişler, büyükçene bir burun ve kemikli yüz yapısı) yıllardır beğendiğim bir aktris. Küba-Amerika melezi olmasının verdiği hava da göz ardı edilemez. Ayrıca 40 yaşının üstünde, yeni bebeği oldu ve Ryan Gosling’le birlikte ve çok da esprili bir kadın. Bu yüzden Eva, Estée gibi firma için süper bir tercih. Ayrıca yeni kırışıklık karşıtı bakım serumları için  de onu kullanıyor olmaları bir tesadüf olamaz, değil mi?

Her ne olursa olsun, yeni iki yüzleriyle de pazarlama stratejilerini tebrik etmek lazım. Satışlarının artacağına hiç şüphe yok. Sonuçta yanlızca ismi olan bir firma değil Estée Lauder. Hem makyaj ürünlerine (Double Wear serisinin Stay-in-place Powder’ı ve Concealar’ının hastasıyım) hem de cilt bakım ürünlerine (Advance Night Repair Serum efsanesini duymayan kaldı mı?) fazladan para vermeye her zaman değeceğini düşünüyorum.

Bol Eva’lı az Kendall’lı kampanyalar görmek dileğiyle…

Caudalie Moisturizing Cream-Mask: Yumuş ciltler için nem maskesi

Caudalie mask

Markalar yüz, göz ve vücut kremlerinin reklamlarını bangır bangır yaparken maalesef nem maskelerini atlıyorlar gibime geliyor. Oysa ki her gün kullandığımız serumlar ve kremlerin yanısıra haftada 1-2 defa uygulanan nem maskesi yaşlanmanın yüzünüzdeki izlerini kesinlikle azaltıyor.

Gratis ve Watsons gibi drugstore markalarda nem maskeleri pek kolay bulunamasa da, eczane markalarının krallarından Caudalie’de tam da gönlümüze göre bir nem maskesi mevcut. Üzüm suyu özlü, antioksidan savaşçılarıyla donanmış bu kremi banyo sonrası temiz ve nemli cilde göz çevreniz dahil uygulayıp 10-15 dakika kadar bekletiyorsunuz. Sonrasında isterseniz fazlalığını bir selpak yardımıyla hafifçe alın, isterseniz suyla yıkayıp havluyla yavaşça kurulayın. Yüzünüzde krem artıklarının kalması gayet normal, nem maskesinin esprisi de o çünkü 🙂

Yanlızca eczanelerde bulabileceğiniz maske 70 TL civarı. Hassas ciltlere de uygun bu maskeyi yaptığınız vakit pamuk bir cilt garanti. Test edildi, onaylandı.

Scarlett bile bu maskeden yapıp makyajsız dolaşabiliyor 🙂

Scarlett makeup free